YUKARI

Sürdürülebilir Yaşam

Eklenme Tarihi: 15 Ocak 2019

Mutlu olmanın ekonomisi, ekolojiyi de etkiliyor

  • İTÜ öğretim üyesi Ahmet Atıl Aşıcı, belirli bir gelir düzeyinden sonra, ekonomik büyümenin insanları tahmin edildiği kadar mutu etmediğini belirtiyor. Üstelik mutlu etmeyen ekonomik büyüme uğruna iklim değişiyor, ekolojik borç artıyor, gezegenimiz tahrip oluyor... Peki Türkiye bütünsel olarak ne kadar mutlu?

    Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) iki ayda bir gerçekleştirdiği İklim Değişikliği alanında çalışan araştırmacı ve akademisyenlerin, bu alandaki çalışmalarını masaya yatıran İklim Kafe Konuşmaları serisinin Ocak ayı buluşması yapıldı. 
     
    İklim değişikliğiyle ilgili çeşitli konuları, politikadan atmosfer bilimlerine, ekonomiden psikolojiye kadar disiplinler arası bir ortamda tartışmak üzere bir araya gelinen İklim Kafe Konuşmalarının Ocak ayı buluşmasında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden , “Ekonomik Büyüme Mutluluk Getiriyor mu? Mutlu Olmanın Ekonomisi” başlıklı bir sunum yaptı. 
     
    Ahmet Atıl Aşıcı, mutluluk ekonomisiyle ilgili olarak şunları söyledi:  “Baskın iktisat öğretisi, ekonomi büyürken, yani kişi başına düşen gelir artarken mutluluğun da otomatik olarak artacağını ileri sürüyor.  Ancak bilimsel çalışmalar tam böyle demiyor. Düşük gelirli ülkelerde (gelir adil biçimde paylaşıldığı sürece) ekonomik büyüme, fiziksel şartları iyileştirdiği, eğitime ve sağlık hizmetlerine erişimi artırdığı için mutluluğu da artırabilirken, belirli bir gelir düzeyinden sonra gelir artışı mutluluk getirmeyebiliyor. Bir başka deyişle, geliriniz artarken ve daha çok tüketirken, bunu sosyal hayatınızdan, hobilerinizden ve sağlığınızdan feragat ederek yapmanız gerekiyorsa, gelirinizdeki artış sizi daha mutlu etmiyor. O zaman insanın aklına "bu ekonomik büyüme çılgınlığı neden?" sorusu geliyor. Mutlu etmeyen bu ekonomik büyüme uğruna iklim değişiyor, ekolojik borç artıyor, gezegenimiz tahrip oluyor, gelecek kuşakların ve diğer canlıların hakları ellerinden alınıyor.” 
     
    2013-2017 arasında kişi başı gelir %79 artarken ekolojik borcun ve ekonomik kırılganlığın da arttığının vurgulandığı toplantıda, Türkiye’nin Çin’den daha az büyümesine rağmen ekonomik kırılganlığının Çin’den fazla olduğu ifade edildi. Diğer taraftan, ekonomik büyümeden ziyade adil vergilerle gelir adaletinin sağlanmasının daha mutlu bir toplum yaratacağı belirtildi.

    Türkiye Dirlik Endeksi Düşüşte

    Ahmet Atıl Aşıcı konuşmasının devamında; 2004-1014 dönemini gelir ve iş memnuniyeti, psikolojik iyi-oluş (umut), sağlık memnuniyeti, kamu hizmetlerinden memnuniyet, güvenlik memnuniyeti ile toplumsal ilişki memnuniyeti olmak üzere toplamda altı boyutu kapsayarak hazırlanan Türkiye Dirlik Endeksi’nin ise kişi başına gelir artışı olmasına rağmen düştüğünü belirtti. 

    Ayrıca Aşıcı, 2003-2017 verileri incelendiğinde de büyümeye rağmen, halkın yarısından fazlasının haneye giren gelirden memnun olmadığını, umutlarının hep uzun vadeye ötelendiğini, asayiş ve sağlık hizmetlerinden yüksek memnuniyet duyulduğunu, eğitim ve adli hizmetlerde artan memnuniyetsizlik olduğunu, güvenlik konusunda evlerin güvenli, sokakların güvensiz bulunduğunu, toplumsal ilişkilerde de en çok arkadaşlardan memnun olunduğuna işaret etti.

    Türkiye Mutluluk Ağacı: Bütünsel olarak ne kadar mutluyuz

    Aşıcı, TÜİK’in 2013 yılında 196 bin kişiyle yapılan ankette «Hayatınızı bir bütün olarak düşündüğünüzde ne kadar mutlusunuz?»  sorusunun cevabını belirleyen 300’e yakın soruyla çizilen 72 Yapraklı Türkiye Mutluluk Ağacı’nda insanların 6 adet  «Çok Mutlu», 7 adet «Mutlu», 14 adet «Orta», 19 adet «Mutsuz», 26 adet «Çok Mutsuz» yaprakta yoğunlaşmış olduğunu belirtti. 

    Aşıcı'nın paylaştığı bilgilere göre Türkiye’ye dair bir mutluluk reçetesi aşağıdaki şekilde: 
    1. Umutlu + Gelirinden şikayetçi olmayan + Sağlık ve Sosyal hayatından memnun + Evde Güvenli hissedenler
    2. Çok umutlu + Gelirinden şikayetçi olmayanlar
    3. Umutlu + Evliliğinden çok memnun olanlar