YUKARI

Sürdürülebilir Yaşam

Eklenme Tarihi: 07 Ocak 2020

Sürdürülebilir marka olmanın avantajları

  • Sürdürülebilir marka olmanın uzun dönemde kârlılığı olumlu etkilemesi iş dünyasının motive olduğu konulardan. Geleceği gören liderler, yatırım maliyeti yerine büyük resme odaklanıyor. 

    Birkaç kuşak önce, dünyanın tüm kaynaklarını sonsuz kabul ediyorduk. Şimdi ise, yaşam kaynağımız oksijen ile temiz su ve geleneksel enerji kaynaklarının hiç de tükenmez olmadığını biliyoruz. Tükendiği kanıtlananlar yerine, kendi kendini yenileyebilen kaynaklara ihtiyacımız var. İnsan, yenilenebilir kaynakları doğru kullandığında dünyanın potansiyelinde de bir artış olacak. Yenilenebilir kaynaklarla kendine yetebilen bir dünya yarattığımızda, hepimiz için sürdürülebilir bir gelecek de mümkün olacak. Dünyanın her yerinde binlerce markanın geleceğe ilişkin çabaları ise bu konuda umut veriyor.

    Şirketler sürdürülebilirlik gönüllüsü

    Bireysel tüketici, enerji kullanımını azaltıp atıklarını geri dönüştürerek üzerine düşeni yaparken, çevre dostu şirketler de fark yaratmak için çalışmalarını sürdürüyor. Çevre dostu şirket olabilmenin yolu, yapılan işin çevre etkisinden başlayan ve kaynak kullanımına kadar giden büyük bir değişimden geçiyor. Bu geniş kapsam ile değerlendirildiğinde ‘çevre dostu’ tanımı eksik kalıyor. Çünkü konu, sadece enerji verimliliği veya atık yönetimi ile sınırlı değil. Sürdürülebilirlik gönüllüsü şirketlerin çalışmaları arasında, toplumsal eşitlikten insani çalışma ortamlarına dek birçok konu var.

    Sosyal sorumlulukla sınırlı değil

    Sürdürülebilirlik gönüllüsü olan şirketler çalışmalarını geleneksel sosyal sorumluluk projelerine sığdırmaya çalışmıyor, iş yapış biçimlerini kökten değiştirmek için çaba harcıyorlar. Bu değişimi hem ticari hem de sosyal sorumluluk çerçevesinde değerlendirmek mümkün. Çünkü bir şirketin en önemli varlık amacı kâr edebilmek. Şirketler, sürdürülebilirlik stratejileriyle, daha sağlıklı bir gezegene katkıda bulunuyor ve paydaşlarıyla daha sağlam ilişkiler kuruyor. Pazarda büyümenin, gelişmenin ve daha fazla kâr etmenin en sağlıklı yolu da bu ilişkiler…

    Geleceğin liderleri değişime hazır

    Günümüz liderleri sürdürülebilirlik konusundaki çalışmalarda hızlı bir öğrenme ve gelişim süreci yaşıyor. Fakat geleceğin liderleri bu değişime şimdiden hazır. ABD’de bir üniversitede yapılan araştırmada; işletme eğitimi gören öğrencilerin yüzde 88’i sürdürülebilirlik çalışmalarının markalaşma sürecinin olmazsa olmazı olduğunu ortaya koydu. Geleceğin liderleri, fark yaratmak için, müşterilerle kurulan ilişkinin anlam ve değer taşımasının çok önemli olduğunu biliyor. Müşteriler, istek ve ihtiyaçları için harcadıkları paranın aynı zamanda anlamlı bir amaca dönüşmesini tercih ediyor. Nielsen’ın ‘Küresel Sürdürülebilirlik Raporu’, insanların yüzde 66’sının sürdürülebilir markalara daha mutlu bir biçimde ödeme yaptığını gösteriyor. Harris Interactive’in yaptığı başka bir araştırma, müşterilerin yüzde 82’sinin satın alacağı markanın sürdürülebilirlik geçmişine göz attığını ortaya koyuyor. Geleceğin liderleri de bu değişimin farkında.

    Başarı için temel şart

    PwC’nin her yıl yaptığı CEO araştırmasının da işaret ettiği gibi, CEO’ların yüzde 90’ından fazlası sürdürülebilirliğin başarı için gerekli olduğuna inanıyor. Araştırmaya göre;

    -       Sürdürülebilir ürün ve hizmetler ortaya koymak,

    -       Her alandaki ayak izlerini küçültmek,

    -       Öğrenme ve gelişim programlarına, sürdürülebilirliği dahil etmek,

    -       İletişim çalışmalarının tamamına sürdürülebilirlik mesajlarını dahil etmek

    -       Son derece kapsamlı ve şeffaf raporlarla sürdürülebilirlik çalışmalarını ortaya koymak,

    sürdürülebilir markaların temel iş yapış biçimini oluşturuyor. Bunlara ek olarak sadece bu alandaki çalışmaları yöneten bir ekibin varlığı, geleceğin iş dünyası için çok uzak bir fikir değil. Sürdürülebilirlikten sorumlu genel müdür yardımcısı ve belki de CSO unvanı, organizasyon şemalarındaki yerini kısa sürede alabilir.

    Karakteristik özellik inovasyon yatırımı

    İnovasyona (yenilikçilik) yatırım yapmak, sürdürülebilirlik gönüllüsü şirketlerin karakteristik bir özelliği. Geçtiğimiz günlerde sizinle de paylaştığımız, Mavi Jeans’in daha az enerji kullanılarak, işlem görmeden ürettiği, hiçbir hayvansal malzeme barındırmayan yüzde 100 vegan yeni koleksiyonu, üretimdeki inovasyon çalışmalarına bir örnek. Amazon’un dünya çapında uyguladığı sürdürülebilirlik çalışmaları, P&G gibi dev şirketlerle yaptığı iş ortaklıkları, tedarik zincirini optimal düzeye indirme çalışmaları da iş yapış biçimlerine katılan yenilikçi uygulamalar olarak örnek teşkil edebilir.

    Bir trend olmanın ötesi…

    Bundan beş ila on yıl önce, sadece dünya çapındaki markaların hayata geçirebildiği sürdürülebilirlik çalışmaları günümüzde hızla yayılıyor. İklimdeki sert değişimler, kaynakların tükeniyor olması ve gezegenin ihtiyacı olan bakım dönemi bu yayılımı hızlandırıyor. Finans kuruluşları, karar vericiler ve hükümetlerin yaptırımları giderek artıyor. Sürdürülebilir bir marka olmanın, uzun dönemde kârlılığı olumlu etkiliyor olması, iş dünyasının motive olduğu konulardan biri. Geleceği gören liderler, yatırım maliyeti yerine büyük resme odaklanmayı seçiyor. Daha da önemlisi marka güvenirliğinin, yapılan reklamlardan çok ötesi olduğunu biliyorlar. Tüketicilerin mesajı çok açık; ‘Geleceğim için yatırım yapıyorsan sana güvenebilirim”.