YUKARI

Röportajlar

Eklenme Tarihi: 03 Mayıs 2018

Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu ile düşük karbon ekonomisini konuştuk

  • "Ülkemizde adeta düşük karbon ekonomisi seferberliği başlamalıdır" diyen Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile Ulusal Atık Yönetimi ve Eylem Planı'nın, düşük karbon ekonomisi yol haritamızın itici gücünü oluşturduğunu belirtiyor.

    Sürdürülebilirliğin pek çok alanında olduğu gibi, düşük karbonlu ekonomiye geçiş konusunda da en önemli katalizörlerden biri, iş birliği. Farklı paydaşların bir araya gelerek kendi deneyimlerini anlatması, gelişim için gereken ihtiyaçları aktarması, yol haritalarının çizilmesi, gelişime büyük katkı sağlıyor.

    Ülkemizde bu konuda istikrarla devam eden bir etkinlik var: İstanbul Karbon Zirvesi. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) tarafından düzenlenen İstanbul Karbon Zirvesi, 2014'ten bu yana düşük karbonlu ekonomiye geçiş konusunda farklı sektörlerin önde gelen isimlerini bir araya getiriyor, farkındalık yaratıyor, gündem oluşturuyor. 

    Bu yıl beşincisi düzenlenen İstanbul Karbon Zirvesi'nde iklim finansmanı ve sanayinin iklim değişimi ile mücadelesi konuları ele alındı. Biz de hem zirveyi izledik hem de bu istikrarlı etkinliğin hayata geçmesinde büyük emeği olan İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu'na sorularımızı yönelttik.

    İstanbul Karbon Zirvesi, bu yıl da düşük karbon ekonomisi konusunda önemli bir gündem ortaya koydu. Zirveden sizin dikkatinizi çeken satır başları neler oldu?

    Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu: İklim Finansmanı başlığı ile enerji verimliliğine odaklanarak Türkiye sanayisinin iklim değişimi ile mücadelesini tüm paydaşlarla masaya yatırdık. Zirvemizde kamu, iş dünyası, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum, medya ve gençler bir araya geldi. Genci, yaşlısı fark etmeksizin delegelerimizin yüzleri gülüyor ve oturum aralarında sohbetin enerjisi hissediliyor, adeta mutluluk yayıyorlardı. Katılımcılardaki iklim değişimi ile mücadeleyi sahiplenme ve olumlu çaba gösterme heyecanını izlemek bizlere güç kattı. Konuşmacılarımızın sunumlarına gösterdikleri özen, sunum içerikleri ve soru-cevap kısımlarının hareketliliği de verimliliğimizi artırdı. İki kıymetli oturum başkanımız TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanlığı ESCARUS Genel Müdürü Hülya Kurt ile Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye Direktörü Rifat Ünal Sayman’a hassaten teşekkür ederim. Delegelerimiz arasında sürdürülebilirlik yönetimini iş stratejilerine uyumlaştırmak isteyen KOBİ'ler, yeni paydaşlarımız vardı. Yeni yol arkadaşlarımızın zirveden büyük yarar sağladıklarını öğrenmekten onur duyduk. Sözün özü, beşinci yılımızda karbon yönetimi için artık ortak bir dilimizin varlığını ve iklim dostu dünyamızda yapacaklarımızın çok olduğunu gördük.
     
    Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişindeki yol haritası nasıl olmalı?

    Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu: Mevcut çevre ve enerji mevzuatımız, Türkiye Sanayi Strateji Belgesi, Türkiye İklim Değişikliği İle Mücadele 2030 Yol Haritası, Birleşmiş Milletler Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) ve BMİDÇS Sekretaryasına sunduğumuz 2030 yılına dek sera gazı salınımlarını %21 oranında azaltma hedefini içeren Türkiye’nin Ulusal Katkı Niyet Beyanı desteğinde düşük karbon ekonomisinde ilerlemeye başladık. Bilindiği üzere, ülkemizde toplam sera gazı salımlarının yaklaşık yarısını oluşturan elektrik ve buhar üretimi ile enerji yoğun sektörler olan çimento, demir-çelik, rafineri, seramik, kireç, kâğıt, cam gibi sektörler için "Sera Gazı Emisyonları Takibi" ilgili yönetmelikle yapılmaktadır. Ulusal sera gazı emisyonları T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü İklim Değişikliği Dairesi Başkanlığı Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti Şube Müdürlüğü'nün görev alanıdır. Diğer sektörler için gönüllülük esastır. Sanayicimizin sera gazı azaltım hedefimiz için, karbon yönetimi için yola çıkması gerekiyor. Yeni yürürlüğe giren Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile Ulusal Atık Yönetimi ve Eylem Planı uygulamalarıyla  düşük karbon ekonomisinde ilerlememiz hız kazanacaktır. Yol haritamızın itici gücü budur. Bu yolda da iklim finansmanı için teşvik ve destek mekanizmalarının geliştirilmesi konusunda ilgili bakanlıklarımıza görev düşmektedir.
     
    İstanbul Karbon Zirvesi, akademik dünya, kamu ve özel sektörün bir araya gelerek çözüm geliştirmesi açısından güzel bir örnek. Düşük karbon ekonomisine geçiş konusunda bu üç aktör nasıl farklı iş birliklerine gidebilir?

    Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu: 
    Bu üçlü iş birliğinde, düşük karbon ekonomisi konusunda farkındalık oluşturmak, ülkemizdeki kapasitenin belirlenmesi ve bu kapasitenin harekete geçirilmesi öncelikli alınmalıdır. Düşük karbon ekonomisinde ilerlemenin iklim değişimi ile mücadelenin olmazsa olmazı olduğu yediden yetmişe toplumda öğrenilmiş olmalıdır. Yaygın ve etkili bilinçlendirme projeleri yapılmalı, sosyal girişimlerin sayısı artmalıdır. Görsel basında yayınlanacak kamu spotları da yararlı olacaktır. Belirttiğiniz paydaşların  birlikte yürütebileceği projelere yönelik kalkınma ajansları ve TÜBİTAK özel çağrı yapmalıdır. Kamu akçe yöneticilerinin iklim dostu dünyamızda daha çok yer almalarını ve iklim finansmanı birlikte konuşmayı başarmamız gerek. Ülkemizde adeta düşük karbon ekonomisi seferberliği başlamalıdır.