YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 05 Nisan 2020

Evde kal, dikkatli tüket!

  • Koronavirüs zincirinin kırılması için üzerimize düşen görevi yapıyor, özellikle sağlıkçıların hayatını bir nebze olsun kolaylaştırmak için mümkün olduğunca evde kalıyoruz. Tabii bunun bazı sonuçları var; evde kalmak tüketimi artırıyor. Peki bu süreçte nelere dikkat edilmeli?

    Sürdürülebilirliğin provası

    İklim krizinin etkilerini sınırlamanın en önemli yollarından biri, tüketimi azaltıp üretimi çoğaltmak. Koronavirüs etkisiyle evde kaldığımız bu dönemde, sürdürülebilirlik ile ilgili bir sınav da verdiğimizin farkında olalım. Herkes için aynı koşullar geçerli olmasa da, hazır gıdadan evde üretilen gıdaların tüketimine geçmek sağlığımız için önemli ve gerekli. Örneğin, evde yapılan yoğurdu denemek için harika bir fırsatımız var. Ev yapımı yoğurtların birer probiyotik olarak eşsiz faydaları olduğunu anımsayalım. Bir zamanlar, evlerde üretilen turşu, reçel, marmelat, ekmek gibi gıda malzemelerinin yeniden aynı şekilde üretilmeye başlanması büyük bir değişim başlatabilir. Bunları tam da şimdi, şu anda evde yapmak değil önerimiz. Ama büyüklerimizin geniş kilerlerindeki konserve, tarhana, turşu, kuru meyve ve diğer malzemeler, onların uzunca bir süre idare edebilecekleri kaynağı evlerinde bulundurmalarını sağlıyordu.

     

    Elektrik kullanımını nasıl azaltırız?

    Koronavirüs sebebiyle evde kalmamızın etkisiyle kullanılan elektrik miktarında büyük artış oldu. Bu değişimi bir süre sonra faturalarımızda da hissedeceğiz. Evde alacağımız küçük önlemlerle enerji tasarrufuna destek olmak mümkün. Çamaşır ve bulaşık makinelerinin tam dolmadan çalıştırılmaması, olabildiğince ekonomik yıkama programlarının kullanılması, buzdolabı kapılarının çok fazla açılıp kapanmaması, tam soğumamış yiyeceklerin buzdolabına konmaması, elektronik eşyaların tam anlamıyla  kapanması, fırınların mümkün olduğunca üst raflarının kullanımı ve kapaklarının pişirme sırasında sık açılmaması, alınabilecek önlemlerden sadece bazıları.

     

    Duşunuzu üç dakika erken bitirin

    Duş alma ve suyun altında kalarak rahatlama isteği çok doğal ve insanların içinde bulunduğu durumla ilişkili olarak son derece yararlı. Fakat uzun süren duşların giderek azalan su kaynaklarına etkisini de düşünmek zorundayız. Aldığımız her duşun son üç dakikasını geleceğe armağan edebiliriz. Çocuklarımızın da bu bilinçle yetişmesi, sürdürülebilir yaşamın çok önemli adımlarından biri olabilir. Ellerimizi yıkarken ve dişlerimizi fırçalarken musluğun sürekli açık durmaması, bulaşık makinesine konan malzemelerin öncesinde su altında uzun uzun temizlenmemesi, ekonomik sifon kullanımı gibi önlemler almak tasarruf için çok önemli. Sensörlü musluklar da su tasarrufu için büyük fayda sağlayabilir. (Cebinizde bulunsun: Bulaşıkları temizlemek için musluğun altına koyacağınız su dolu geniş bir kap, kirleri sıyırmak için size fayda sağlayabilir. Böylece hem bulaşıkları kaba kirlerinden ayırmış hem de fazla su kullanmamış olursunuz.)