YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 23 Mart 2020

Su kaynakları sınırsız değil

  • Birleşmiş Milletler kararıyla 1993’ten beri kutlanan Dünya Su Günü, içilebilir su kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve insanlığın en önemli ihtiyaçlarından biri olan suya karşı tutumumuzu her anlamda gözden geçirmek için bir fırsat olabilir.

    İnsanlığın devamlılığı için en önemli kaynaklardan biri olan su, iklim değişikliği etkileriyle birlikte çok önemli kayıplara uğruyor. Dörtte üçü suyla kaplı bir gezegende su sıkıntısı çekilmesi olağanüstü bir durum gibi görünse de, içilebilir su kaynakları son derece kısıtlı. Ayrıca küresel ısınmanın etkileri, tarım arazilerinin sulama politikalarındaki hatalar, endüstriyel kullanım ve bireylerin bilgi eksiklikleri de bu kaynakların gitgide yok olmasına sebep oluyor.

    İklim değişikliği etkili

    Dünya yüzündeki içilebilir su kaynaklarının oranı sadece yüzde 2.5. Bu oranın yüzde 70’e yakını ise doğada buzul halinde bulunuyor. Yani dünya, içilebilir su kaynakları açısından zengin bir gezegen değil. Zaten kısıtlı olan bu kaynak, iklim değişikliğinin de etkisiyle çok daha vahim sonuçlar doğuracak biçimde azalıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Su Kalkınma Raporu’nda, iklim değişikliğinin temel insan ihtiyaçları için gereken suyun mevcudiyetini, kalitesini ve miktarını etkileyeceği, böylece milyarlarca insana güvenli içme suyu ve sanitasyon (Çevre koşullarını sağlığa elverişli duruma getirme, cevre hijyeni) için temel hakların kullanılmasını baltalayacağını net olarak ortaya koydu. BM, ortaya koyduğu rakamsal verilere bağlı olarak devletleri su ile ilgili daha somut taahhütler vermeye davet etti.

    2.2 milyar insan güvenli suya erişemiyor

    Güvenli içme suyu ve sanitasyona erişimin on yıl içinde herkes için garanti altına alınması,  17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’nden biri olarak ortaya kondu. Oysa rakamlara bakıldığında 2.2 milyar insanın, yani dünya nüfusunun yüzde 55’inin güvenli bir şekilde yönetilen içme suyuna erişimi olmadığı görülüyor.

    Su kullanımı eğitim sisteminin bir parçası olmalı

    Araştırma sonuçlarına göre; Birleşmiş Milletler ve bağlı kuruluşlar, su politikalarının hızla gözden geçirilmesi konusunda uyarılarda bulunuyor. Bu uyarılar içinde hükümetlerin ortaya koyması gereken politikalar öncelikli sırada yer alıyor;

    ·      Sulak alanların korunması hayati önem taşıyor. Bu alanlar, ormanlar kadar kıymetli ve doğal dengenin korunmasında rolleri var.

    ·      Küresel ısı artışını 2 derecenin altında tutmak, suyun korunmasında kritik önem taşıyor. Hükümetlerin, iklim taahhütlerini ertelemeden ortaya koymaları ve titizlikle uygulamaları gerekiyor.

    ·      Hükümetler bu önlemleri alırken, endüstriyel su kullanımının azaltılması ile ilgili olarak şirketlere de çok önemli görevler düşüyor. Sudaki ayak izinin azaltılmasına yönelik inovatif çalışmaların artmasına büyük ihtiyaç var.

    ·      Atık su yönetimi konusunda hızlı ve geliştirilmiş çözümler ortaya konmalı. Eksik ve hatalı teknoloji ile arıtılan su, iklim değişikliğini körükleyen bir etkiye sahip. Kullanılan enerji kaynakları ve biyokimyasal işlemler gezegene zarar veriyor. 

    ·      Teknolojinin suyun yönetiminde daha etkin kullanılması, suyun korunmasını sağlayabilir. Tarım koruma teknikleri sayesinde, daha düşük yağışlara rağmen toprak yapısı ve organizmalar korunabilir.

    ·      Başta yapay zekâ olmak üzere yenilikçi tüm teknolojiler, akıllı sulama tekniklerinde kullanılabilir. Hangi bitkinin ne zaman ve ne kadar sulanacağı, bitkilerin su ihtiyaçları sürekli izlenerek saptanabilir ve milyonlarca ton sudan tasarruf sağlanabilir.

    ·      Bireylerin kullandığı su küçük miktarlarda gibi görünse de, artan dünya nüfusu ile bireysel kullanım da çok büyük bir su kaybını doğuruyor. Bunun için yapılan farkındalık çalışmalarına kulak vermek, kesintisiz bilgi paylaşmak ve su kullanımını -tüm diğer kaynaklarla birlikte- eğitim sisteminin bir parçası haline getirmek zorunlu.