YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 15 Ocak 2020

Orman yangınları normalleşiyor mu?

  • Aylar boyunca söndürülemeyen Amazon ve Avusturalya yangınları, ekosistemimizde çok büyük bir zaman diliminde kapanmayacak yaralar açtı. Soru şu; yangınlar gezegenin yeni normali mi olacak?

    Orman yangınları 2019’un ilk 11 ayında dünya genelinde yaklaşık 6.735 milyon ton karbondioksit salımına yol açtı. Dünya genelinde orman yangınlarından kaynaklı emisyonları izleyen Copernicus Atmosfer İzleme Sistemi’nin (CAMS) verilerine göre; yıl boyunca dünyanın farklı bölgeleri, art arda çıkan, normalden erken başlayan ve daha uzun süren yangınlara sahne oldu. Orman yangınları her ne kadar bazı ekosistemlerin doğal döngülerinin bir parçası olsa da, görülme sıklık ve büyüklüklerindeki artış, kamu ve çevre sağlığını tehdit eder hâle geldi. İklim değişikliğiyle gelen kuraklık da orman yangınlarının oluşması için elverişli bir ortam sağlıyor ve ekosistem tarihinin en riskli dönemlerinden birine adım atılıyor.

    2.1 milyon hektar alan kül oldu

    ‘Mega yangın’ ifadesi, 40 bin hektardan büyük alanlarda görülen yangınlar için kullanılıyor. NASA’nın yayınladığı verilere göre; mega orman yangınları 1970’li yılların başından itibaren artış gösterdi. Mega yangınlar ve diğerleriyle ilgili istatistiklere göz attığımızda, yangınların gezegen için nasıl büyük bir sorun haline geldiğini de görebiliyoruz. Bu yıl Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde Ağustos ortasına kadar 1600’den fazla yangın yaşandı. Bu sayı, 10 yıllık ortalamanın üç katından fazla. Fransa ve İspanya’da her zamankinden daha fazla yangın görüldü. Copernicus Atmosfer İzleme Sistemi, Sibirya ve Kuzey Kutup Bölgesi’nde, toplamda 100 bin futbol sahası büyüklüğüne eşit alanlarda etkili olan devasa yangınlar kaydetti. Avusturalya’da Aralık 2019 başında meydana gelen ve görülmedik büyüklüğe sahip ‘mega yangın’, 2.1 milyon hektar alanının kül olmasına ve altı insanın ölümüne yol açtı. Yangının bitki ve hayvan sistemlerine verdiği toplam zarar henüz tam olarak ortaya konamadı.

    Küresel ısınma önemli bir sebep

    Bilim insanları hava koşullarının orman yangınlarına neden olan en büyük ve en değişken etmen olduğu kanısında birleşiyor. Bunun nedeni, yangınların büyüme hızı ve şiddetinin sıcaklık, nem, yağış ve rüzgâr hızı gibi etkenlere bağlı olması. En ciddi yangınlar sıcak, kuru ve rüzgârlı havalarda meydana geliyor. Avrupa Birliği’nin Orman Yangını Acil Bilgi Sistemi (EFFIS) uzmanları, orman yangınlarında yeni bir dönemin başladığı uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre; yeni süreçte alevlerin yönü kestirilemiyor, yangınlar şiddetleniyor ve hızlı ilerliyor. Yanan maddeler geniş alanlara yayılıyor ve bunun sonucu olarak birçok bölge ve ülkede büyük alanlar küle dönüyor. Her ne kadar yangınlar doğanın döngüsü içerisinde yer alsa da, ekosistemler ve toplumlar yangınların bu hızından son derece olumsuz etkilenecek.

    Yangınların sonuçları yıkıcı

    Yangınlar sırasında zarar gören bitki örtüsü ve yaşamını kaybeden hayvanların sayısı insanlık için büyük bir üzüntü kaynağı. Fakat yangınların etkisi maalesef bunlarla da sınırlı değil. Orman yangınları duman, is ve kül yoluyla alt ve üst atmosferde hava kalitesini etkileyen karbonmonoksit (CO), karbondioksit (CO2), metan, azot oksitler, siyah karbon ve aerosoller yayıyor. Copernicus’a göre; atmosfere salınan tüm bu kirleticilerin bileşimi orman yangınlarını, hava kirliliğinde ‘endüstriyel emisyon’lardan daha önemli bir faktör hâline getiriyor. CAMS tarafından sağlanan aerosol verilerine göre; orman yangınlarının neden olduğu, havada asılı partikül sayısı (PM 2.5) yıl boyunca İspanya, Fransa, Himalayalar ve birçok bölgede hava kirliliğinin artmasına neden oldu. Avustralya’da bazı bölgelerde partikül seviyesinin tehlike sınırlarını aşması nedeniyle acil durum ilan edildi. Sydney’in bazı bölgelerinde emisyon seviyesi, sağlık açısından tehlikeli seviyenin 12 kat üzerine çıktı. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre; ABD’de orman yangınlarından kaynaklanan PM 2.5 seviyesindeki kirlilik, yılda 10.000-30.000 erken ölüme neden oluyor. Uzmanlar bu sayıların yüzyılın sonuna kadar 2000’lerdeki seviyenin büyük olasılıkla iki katına ulaşacağını tahmin ediyor.

     

    Kaynak: EuroNews