YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 05 Ağustos 2019

Okyanusların kalbindeki sorun: Derin Deniz Madenciliği

  • Okyanusun derinlikleri dünyanın en önemli zenginliklerini barındırıyor.  Fakat bu yeni sanayi bölgesi okyanusların kalbinde büyük bir sorun yaratabilir, hassas ekosistem dengesi bu tehlikeyle bozulabilir.

    Okyanusun derinlikleri dünyanın en önemli zenginliklerini barındırıyor. Bu zenginlikler, bir çok konuda temel tedarik kaynağı olabilir. Bu umutla, derin deniz madenciliği büyük bir ivme kazandı. Fakat bu yeni sanayi bölgesi okyanusların kalbinde büyük bir sorun yaratabilir, hassas ekosistem dengesi bu tehlikeyle bozulabilir.

    Earth.org’da yayınlanan bir makale, derin deniz madenciliğinin olası zararlarını geniş bir biçimde ele alarak, karar vericileri dikkatli olmaya davet ediyor. Makaleye göre bir Birleşmiş Milletler organı olan Uluslararası Deniz Tabanı Kurumu (ISA), 29 keşif lisansı vermiş ve özel derin deniz madenciliği şirketlerine sponsorluk eden az sayıda ülkeye dağıtım yapmıştır. Ruhsatlar, 1.3 milyon kilometrekarelik Pasifik, Atlantik ve Hint Okyanusu bölgesini kapsayan geniş deniz tabanı alanlarını ticari olarak kullanmalarına izin veriyor.

    Derin deniz madenciliğinin esas amaçlarından biri, akıllı telefonlar, rüzgar türbinleri, güneş panelleri ve elektrikli akümülatörler için ana hammadde olan bakır, nikel, manganez, çinko, lityum ve kobalt gibi minerallere ulaşabilmek. Bu çok büyük bir sanayi ihtiyacı anlamına geliyor. Sadece nikeli ele alırsak, nikel talebinin şu anda yılda 2 milyon ton olduğu ve önümüzdeki on yılın sonunda 4 milyon tona çıkması bekleniyor. Eksik olan nikelin okyanusların dibinde gizlendiği tahmin ediliyor ve bu da okyanusların kısa süre içinde delik deşik olma ihtimalini doğuruyor.

    Çin, İngiltere, Fransa, Hindistan, Almanya, Rusya ve Belçika gibi ülkeler şimdi derin deniz madenciliği için ISA'dan ruhsat aldı. Bu ülkeler arasında Çin, yaklaşık 161.210 kilometrekarelik en büyük deniz madenciliği keşif alanına ve ardından İngiltere'yi 133.280 kilometrekarelik bir alana sahip.

    Bilim insanları düşünceli

    Deniz yatağı madenciliğinin deniz ekosistemlerinde devasa hasara neden olacağını tahmin eden bilim insanları bu konuya çok temkinli yaklaşılmasını talep ediyorlar. ISA (Uluslararası Deniz Tabanı Kurumu) ise, madenlere ulaşılmasıyla gelişecek teknolojinin, ekosistem için uzun vadeli fayda yaratacağını öne sürüyor.

    Makaleye göre, Greenpeace tarafından yayınlanan yeni bir raporda, derin deniz madenciliğinin potansiyel olarak geri döndürülemez çevresel zarar riski oluşturduğu belirtiliyor. Raporda deniz tabanını kazan makineler kilometrelerce derin deniz yaşam alanlarını boğabilecek tortu tüyleri yaratacağı ifade ediliyor. Yapılan çalışmalar hem deniz dibi habitatını etkileyecek hem de suların kimyasını değiştirecek. Greenpeace raporu “Madencilik operasyonunun yüzeyindeki gemiler, suya toksik buharlar bırakarak yüzlerce hatta binlerce kilometre boyunca birçok okyanus türüne zarar verebilir” ifadeleri yer alıyor. “Gıcırdayan makinelerin yarattığı gürültü, balinalar gibi deniz memelilerine zarar verme ve onları rahatsız etme tehlikesiyle karşı karşıya kalırken, karanlık derin okyanusun ışık alan bölgeleri, çok düşük doğal ışık seviyelerine adapte olmuş deniz canlılarının kalıcı olarak bozulmasına neden olabilir.”

    SA (Uluslararası Deniz Tabanı Kurumu) ise yaptığı açıklamalarda, etkileri en aza indirmek ve risk azaltma önlemlerini en aza indirmek için mevcut en iyi teknolojinin kullanıldığını ve 29 ruhsatın, okyanusun çok küçük bir bölümünde kullanıldığını ifade ediyor. Ve bilim insanlarının ekosistemin çökmesi ile ilgili ön görülerini abartılı olarak değerlendiriyor.

    Dünya ülkelerinin bu konuda da ortak çalışması, deniz dibinde oluşabilecek hasarın çok yönlü değerlendirilmesi ve çevre etkisi raporlarının hassasiyetle ortaya konması büyük bir önem taşıyor.

    Makaleyi detaylı olarak incelemek için bu linke tıklayabilirsiniz.