YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 29 Temmuz 2019

Arılar olmadan asla!

  • Arılar tehlike altında. Çiçekli bölgelerin giderek azalması, böcek ilacı kullanımının artması, zararlı böcekler ve hastalıklar arı türünü tehlike altına sokuyor.

    Onlar tozlayıcılar. Hayatın devamlılığı için mutlak görevleri olan, üretken ve kahraman bir tür. Ekosistemlerin olmazsa olmazı. Hayatlarımızın başta bal arıları olmak üzere tüm arıların hayatına bağlı olduğunu biliyoruz.

    Hissetmemiz de gerek.

    Dünyanın gıda tedariğinin üçte biri, çoğunlukla bal arıları olmak üzere tozlayıcılara bağımlıdır. Bir bitkiden diğerine polen taşıyarak üremeye aracılık ederler. Ve yine çevresel sorunlar yüzünden arılar tehlike altında. Çiçekli bölgelerin giderek azalması, böcek ilacı kullanımının artması, zararlı böcekler ve hastalıklar arı türünü tehlike altına sokuyor.

    Euro News tarafından yayınlanan makalede, sadece İngiltere’de 20.000 arı türünün olduğu ve bu çeşitliliğin hızla azaldığı belirtiliyor. 13 arı türünün nesli tamamen tükenmiş durumda. İngiltere örneğinde olduğu gibi bir çok ülkede, arı popülasyonu ile ilgili alarm niteliğinde veriler anons ediliyor.

    Bireysel olarak onların hayatta kalmasına nasıl destek olabilirsiniz?

    Hayatı çiçeklendir!

    Bir bahçeniz var ise çok daha büyük bir fark oluşturabilirsiniz. Yoksa da önemli değil, pencerelerin ve kapılarının önünde tek bir saksı bile bir umut anlamı taşır. Koyacak yer yoksa asacak yer bulunabilir. Apartmanlar olarak bahçe girişlerine saksılar yerleştirmek, mimarinin içine çiçek ekim bölümleri eklemek çözümler arasında sayılabilir. Yeter ki çiçeklendirmek isteyin ve bu isteğinizi de güzelliğin yanı sıra bir başka türün yaşam formülü olarak görün.

    Suyunu paylaş!

    Tüm canlılar gibi arıların da suya ihtiyaçları var. Yiyecek üretmek için ve kovanlarındaki sıcaklığı kontrol edebilmek için. Dış mekanlarınızda geniş ve sığ kaseler ve temiz suyla dolu kaplar bırakın ve bunları düzenli olarak yenileyin. Taşlar, mantarlar veya ince dallar eklediğinizden emin olun, böylece güvende olurlar ve boğulmazlar. Bunlar ne diye soranlara, “Arılara su veriyorum” deme şansınız olsun.

    Minimum pestisit kullan, hatta kullanma!

    Pestisit, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır. Düşük dozlarda bile arılar için oldukça toksiktir ve azalan arı popülasyonunun bir nedenidir. Pestisit kullanımına bir sınır getirmek, zararlıların yaklaşmaması için –olabildiğince- doğal malzemelerden yararlanmak zorundayız.

    Organik ürünleri tercih et!

    Arılara destek olmak için bir diğer önemli yol, yerel ve organik ürünleri tercih etmektir. Organik sertifikalı ürünlere yönelik talebin artması, üretim koşullarının da bu yönde iyileştirilmesi anlamını taşır. Bu, arılar ve tabii ki insanlar için hayatın devamlılığı demektir.

    Etik balı tercih et!

    Satın aldığınız balın etikliğini sorgulayın. Bu kendi sağlığınızı ve geleceğinizi sorgulamak anlamına gelir. Yapay tatlandırıcılar kullanarak üretime hile katıyorlar mı? Ana arılar üzerinde zorla yetiştirme yöntemleri kullanıyorlar mı? Biraz daha fazla bal ve daha fazla kar elde etmek için doğaya ne kadar sömürüyorlar? Arıların kendi ballarıyla beslenmesine izin veriyorlar mı? Sürdürülebilirlik konusunda ne yapıyorlar?

    Bunları yapanlar da var!

    Kulağa çok fantastik gelebilir ama işte hayata geçirilmiş bir uygulama örneği. Amsterdam’da durakların üzeri arılar için yararlı çiçeklerle kaplanıyor ve sulama sistemleri yerleştiriliyor. Şehir ortamında bile yaşayabilecekleri minik vahalar oluşturuluyor. Büyük bir kentin içinde kaç tane durak olduğunu bir düşünün. Arıların yaşam alanlarına yönelik katkıyı düşünün.

    Evlerde ve bahçelerde giderek daha fazla sayıda arı oteli kuruluyor. Birçok arı türü toprakta, tahtada veya bitkide yuva yapmayı sever. Bahçesi olan ve arıların öneminin farkında olan insanlar, onlar için bahçelerinde sessiz, doğal mekanlar bırakıyorlar. Arı otelini yerleştirmek için yağmurdan korunaklı güneşli bir yer bulun ve yerden en az bir metre uzakta olduğundan emin olun. Arı ziyaretçileri, içi boş sazlar ve bambu içerisine hücreler inşa edecek ve bir sonraki mevsime girene kadar larvaları polen ve nektar ile besleyecek şekilde yumurta bırakacaklar.

    Bazen bir arı sokması ile buruştururuz yüzümüzü. Çok nadirdir bu ama insanın mağara döneminden beri getirdiği arkaik bir korku olduğu için doğaldır. Aslında az sayıda arının zehri insan için ölümcüldür. Onlardan korkmak yerine, trafikteki milyonlarca araç ve yanlış araç kullanan sürücüden korkmak aslında daha anlamlı olabilir.

    Ama araçlar mağara döneminde yoktu, DNA’larımızda bu korku henüz yok. Belki zamanla oluşacak. Fakat arılar daima vardı ve varlıkları varlığımızın devamına sebep oldu. Kovanlarına çomak sokmamamız, onları korumanın ilk adımı olabilir.

    Makalenin tamamını bu linkte okuyabilirsiniz.