YUKARI

İklim Değişikliği

Eklenme Tarihi: 18 Ocak 2019

"İklim değişikliğiyle mücadelede radikal önlemlere ihtiyaç var"

  • İstanbul Politikalar Merkezi'nin düzenlediği "COP24'ten İzlenimler" panelinde katılımcılar "İklim değişikliği çığırından çıkmadan samimi ve radikal önlemler alınması gerektiği" mesajını verdi.

    İstanbul Politikalar Merkezi (İPM)-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi, geçtiğimiz ay Polonya-Katowice'de düzenlenen COP24 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 24. Taraflar Toplantısı) zirvesinin ardından bir değerlendirme paneli düzenledi. 
     
    Panele, İPM Kıdemli Uzmanı ve İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, Mercator-İPM Araştırmacıları Pınar Ertör Akyazı ve Cem İskender Aydın ile Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Semra Cerit Mazlum katıldı.

    Polonya'daki konferansa katılan ve gelişmeleri yerinde takip eden panelistler; Katowice'de ortaya çıkan sonucu, Türkiye'nin iklim değişikliği rejimi altındaki mevcut durumunu ve diğer izlenimlerini bu alanda çalışan akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kamuoyu ile paylaştı.
     
    Panelde, Katowice'de Paris Anlaşması'nı tüm devletler için uygulanabilir kılacak kuralları belirlenmesinin ve devletlerin iklim koruma çabalarını güçlendirmek için her ülkenin takip edebileceği bir yol haritası çizmesinin amaçlandığı ifade edildi.
     

    Küresel toplam karbon salımı yeniden artışa geçti

     
     
    Katowice'de gündeme gelen Küresel Karbon ütçesi araştırmasının 2018'de küresel karbon dioksit emisyonlarındaki artışın hızlandığını ortaya koyduğunu ifade eden Ümit Şahin, panelde şunları söyledi: 

    "Dünyadaki bütün ülkeler kömür, petrol, doğal gaz yakarak her yıl atmosfere milyarlarca ton sera gazı salıyorlar. Bu gazların yaklaşık dörtte üçü karbon dioksit. 2014-2016 arası her yıl aşağı yukarı aynı miktarda sera gazı salınıyordu, yani artış duraklamış gibiydi. Oysa geçen sene artış tekrar başladı ve 2017'de 2016'ya göre yüzde 1,6 artış görüldü. Bu yıl artış daha da hızlandı ve 2018'de 2017'ye göre yüzde 2,7 daha fazla karbondioksiti atmosfere saldık.
     
    Yirminci yüzyılda, 1980'lere kadar insanlar havaya daha fazla karbondioksit saldıkça, okyanuslar ve ormanlar daha fazla karbon tutarak dengelemeye çalıştılar. Ancak son 30-40 yıldır, salımlar o kadar hızlı artmış durumda ki, atmosferde biriken karbondioksit miktarı giderek fazlalaşıyor. Araştırmada atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun 2017'de ortalama milyonda 405 milyonda parçacığa (ppm) ulaştığı belirtilmiş. Bu yıl ise bu ortalama 408 ppm civarında olacak. Atmosferdeki bu karbondioksit yoğunluğu son 3 milyon yılın en yüksek düzeyi. Yakın geçmişle karşılaştırırsak, 19. yüzyılda 270-280 ppm civarındaydı."
     
    Bu yılki salımlardaki yüzde 2,7'lik artışın, birinci sırada Hindistan (yüzde 6,3 artış), ikinci sırada Çin (yüzde 4,7 artış), üçüncü sırada ABD (yüzde 2,5 artış)'den kaynaklandığını belirten Ümit Şahin, "Türkiye'nin de aralarında bulunduğu çoğu hızlı büyüyen veya gelişmekte olan diğer ülkelerin salımlarındaki artış yüzde 1,8 olarak gerçekleşti. Avrupa Birliği, toplam salımlarını biraz (yüzde 0,7) düşürdü, ama bu da bir zamanların iklim şampiyonu AB için çok düşük bir azaltım. Toplama etki edemiyor" dedi.
     
    UNEP'in Emisyon Açığı Raporu'nun bu artışın nasıl vahim bir durum olduğunu net rakamlarla ortaya koyduğunu vurgulayan Ümit Şahin, IPCC'nin 1,5 derece Özel Raporu'na da değinerek, şu bilgileri aktardı:
     
    "Şu anda 1 derece olan küresel ısınma 2 dereceye çıkarsa bütün mercan yatakları ölüyor, Kuzey Kutbu'ndaki ve Alplerin tepelerindeki buzullar tamamen eriyor, deniz seviyeleri en az 1 metre yükseliyor. Dünyayı 2 dereceden de fazla ısıtırsak Grönland ve önce Batı sonra Doğu Antarktika buzulları eriyor, okyanus iyice asitleniyor, Amazon yağmur ormanları ve Boreal ormanlar yok oluyor, Gulf Stream akıntısı duruyor, Sibirya'daki donmuş toprak eriyor. Bunlar tabii gezegen ölçeğindeki etkiler. Buna iklim değişikliğinin çığırından çıkması deniyor ve bu yüzyıl sonuna kadar saydığım en kötü olasılıkların hepsi olabilir. 2 derecede olacak etkiler için ise salım artışı sürerse en fazla 30 yıl var. Bunlardan kaçınmanın tek yolu ısınmayı 1,5 dereceye gelmeden durdurmak. IPCC raporu bunun hâlâ mümkün olduğunu söylüyor ve formülünü veriyor: Küresel sera gazı salımlarını 2030'a kadar yarı yarıya azaltmak ve 2050'de net sıfıra indirmek (yani okyanusların ve bitkilerin emebileceğinden fazlasını salmamak.) Bu formülün daha kolay akılda kalanı şu: Her 10 yıl toplam salımları yarıya indirmek. Yani 2030'da 2020'nin yarısına, 2040'da 2030'un yarısına, 2050'de 2040'ın yarısına indirirseniz, 2050'de 5-6 milyar ton sera gazına inmiş oluyorsunuz, ki bu da net sıfır demek."