YUKARI

İklim Değişikliği

Eklenme Tarihi: 21 Mart 2018

İklim değişikliği 2050’ye kadar 140 milyon kişiyi ülke içi göçe zorlayabilir

  • Dünya Bankası Grubu’nun yayınladığı son rapora göre, iklim değişikliğinin ağırlaşan etkileri göç kaynaklı bir insani krize yol açabilir. Çözüm ise iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma planlarında.

    Dünya Bankası Grubu’nun yayınladığı son rapora göre, iklim değişikliğinin ağırlaşan etkileri yoğun nüfuslu üç bölgede 2050 yılına kadar 140 milyon kişinin kendi ülke sınırları içinde göç etmesine neden olarak bir insani krize yol açıp, kalkınma sürecini tehdit edebilir. Bununla beraber, sera gazı emisyon azaltımına dair küresel çabalar ve ülke bazında sağlam kalkınma planları dahil olmak üzere, birlikte hareket geçildiği takdirde 140 milyonun üzerinden kişiyi iç göçe zorlayan bu en kötü senaryo hafifletilebilir, etkilenen kişi sayısı yüzde 80, yani 100 milyon kişi kadar azaltılabilir.
     
    Dip Dalgası – İç İklim Göçüne Hazırlık isimli rapor yavaş başlangıçlı iklim değişikliği etkileri ile, Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika olmak üzere, üç gelişmekte olan bölgenin iç göç hareketleri arasındaki bağlantıya odaklanıyor.

    Rapora göre, küresel ve ulusal ölçekte acil iklim ve kalkınma eylemlerine başlanmadığı takdirde, bu üç bölgede 2050 yılına kadar onlarca milyon kişi iç göçe zorlanabilir. Bunlar su kıtlığı, mahsul kıtlığı, deniz seviyelerinin yükselmesi ve fırtınalar gibi artan sorunlar yüzünden giderek yaşanamaz hale gelen bölgeleri terk etmek zorunda kalan topluluklardan oluşacak.

    Rapor, bu “iklim göçmenlerinin” ülke içinde ekonomik, sosyal, siyasi ya da diğer nedenlerden dolayı zaten hareket halinde olan milyonlara ekleneceği konusunda uyarıda bulunuyor.
     
    Bu yeni raporun ülkeler ve kalkınma kurumları açısından bir uyarı niteliğinde olduğunu belirten Dünya Bankası CEO’su Kristalina Georgiva sözlerine şöyle devam etti: “İklim değişikliğinin etkileri derinleşmeden, bu yeni gerçeğe hazırlanmak için az zamanımız var. Şehirlerin kırsal bölgelerde artan göçle başa çıkmak ve eğitim, öğretim ve istihdam fırsatlarını iyileştirmek için attıkları adımların uzun vadeli getirileri olacak. Öte yandan, kişilerin oldukları yerde kalmaları ya da daha az kırılgan yeni bir yere taşınmaları konusunda doğru karar almalarına yardımcı olmak da önem taşıyor.”
     
    Raporu hazırlayan uzmanlar üç olası iklim değişikliği ve kalkınma senaryosuna bakarak, en “kötümser” (yüksek sera gazı emisyonları ve eşitsiz kalkınma patikaları) senaryo ile iklim ve ulusal kalkınma eyleminin arttığı “iklim dostu” ve “daha kapsayıcı kalkınma” senaryolarını karşılaştırdılar. Ülke içinde nüfus hareketleri modellemesi için her bir senaryoda demografik, sosyoekonomik ve iklim etkileri verileri 14 kilometrekarelik bir alana uygulandı.
     
    Bu modellemeler kullanılarak iklim göçünün giriş ve çıkış sıcak noktaları, diğer bir deyişle, kişilerin geride bırakacakları yerleri ve yeni bir hayat kurmak için taşınmaya çalışacakları kentsel, kent çevresi ve kırsal bölgeler tanımlandı.

    Rapor ekibinin liderliğini üstlenen Kanta Kumari Rigaud’a göre: “Doğru planlama ve destek olmadan kırsal bölgelerden şehirlere göç eden kişiler yeni ve daha da tehlikeli riskler ile karşı karşıya kalabilir. Kıt kaynakların oluşturduğu baskı yüzünden artan gerginlik ve çatışmalar yaşanabilir. Ama gelecek bu şekilde yaşanmak zorunda değil. İç iklim göçü gerçeğini kabul edip, ancak bugünden planladığımız takdirde bir krize dönüşmesini engelleyebiliriz.”

    Rapor, göç dalgasının önüne geçmek için ulusal ve küresel düzeyde aşağıdaki eylemleri öneriyor:
    - Kişiler ve geçim kaynakları üzerindeki iklim etkisi baskısını azaltmak
    - İklim göçünün genel boyutunun azaltılması için küresel sera gazı emisyonlarını azaltmak
    - Kalkınma planlamasını iklim göçünün tüm evrelerini (öncesi, göç, ve göç sonrası) hesaba katacak şekilde değiştirmek
    - Ülke bazında iç iklim göçü trendleri ve güzergahlarının daha iyi anlaşılması için veri ve analiz yatırımı yapmak