YUKARI

Sürdürülebilir Kalkınma

Eklenme Tarihi: 05 Mart 2018

Toplumsal cinsiyet eşitliği, artık dizilerin de gündeminde

  • TÜSİAD, toplumu etkileme gücü yüksek olan televizyon dizilerinde kadının toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun konumlanmasını desteklemek amacıyla dizi sektörü paydaşları ile birlikte “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” projesini hayata geçiriyor. 

    TÜSİAD, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu’nun çalışmaları kapsamında; toplumu etkileme gücü yüksek olan televizyon dizilerinde kadının toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun konumlanmasını desteklemek amacıyla, “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” projesini hayata geçiriyor. Koç Holding ana sponsorluğunda, on dört şirketin desteği ile gerçekleştirilen proje, bugün düzenlenen tanıtım toplantısında kamuoyu ile paylaşıldı.

    TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik ve TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Oya Ünlü Kızıl’ın açılış konuşmaları ile başlayan toplantıda, proje kapsamında yürütülen “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması” sonuçları ve televizyon sektörü paydaşlarının katılımı ile gerçekleştirilen çalıştayda belirlenen “Diziler İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İlkeleri” aktarıldı.

    Toplantıda, “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması”nın yazarları Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç Dr. İrem İnceoğlu ve Yard. Doç. Elif Akçalı, araştırma sonuçlarından çarpıcı bulguları katılımcılarla paylaştı. Buna göre:

    - Dizilerde kadın karakterler %80 oranında iş dışı mekânlarda bulunuyor
    - Ev işi içerikli sahnelerin %92’si kadın karakterler için, iş içerikli söz ve eylemlerin ise %82’si erkek karakterler için yazılıyor
    - “Genç kadın” karakter sayısı, erkek karakterlere oranla 2,5 kat daha fazla
    - “Kadın gibi” olma iması, kadınlar için dahi %62 oranında aşağılama ifadesi olarak kullanılıyor
    - Ağlama ve hüzün içeren sahneler %73 gibi bir çoğunlukla kadınlar için, şiddet ve tehdit içeren sahneler ise %79 oranında erkekler için yazılıyor



    Proje kapsamında, TV dizilerinde toplumsal cinsiyet kalıp ve yargılarını ortadan kaldırmak hedefiyle benimsenen beş ilke ise şöyle aktarıldı:
    • Kadınların ve erkeklerin fiziksel görünüm, karakter, duygu ve meslek çeşitliliğini artırmak,
    • Hayata, işe ve eve dair sorumlulukları dengeli dağıtmak,
    • Şiddeti olağanlaştırmamak,
    • Toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun bir dil kullanmak,
    •  Rol model karakterlerin görünürlüğünü sağlamak ve artırmak.

    Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması Özet Bulgular

    Proje kapsamında hazırlanan "Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması"na BM Nüfus Fonu – UNFPA’dan Meltem Ağduk, Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sevda Alankuş, AÇEV’den Hasan Deniz, BM Kadın Biriminden Mehtap Tatar, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nilüfer Timisi Nalçaoğlu Danışma Kurulu olarak destek verdi.

    Araştırma, Türkiye’de ulusal televizyon kanallarında yayınlanan popüler dizilerde, toplumsal cinsiyet kalıplarının ve rollerinin yer alış biçimlerini tespit etmek amacıyla yapıldı. Araştırma için 1-31 Mayıs 2017 tarihleri arasında yayınlanan ve bu dönemdeki reyting oranlarına göre 6 ulusal kanaldan toplam 12 dizi seçildi. 12 dizinin 4’er haftalık bölümlerinin her birinde yer alan ana ve yan karakterler üzerinden kadın-erkek karakterlerin sayısal dağılımı, görünürlükleri, yaş aralıkları, medeni durumları, fiziksel haller, karakter özellikleri, işe ve eve dair sorumlulukları, rolleri, söz ve eylemleri incelendi.

    Araştırmanın bulgularına göre:

    • 12 dizi toplamında kadın-erkek ana ve yan karakterlerin sayısal olarak dengeli bir dağılımı var.
    • Ancak dizi hikayeleri kadın ve erkek odaklı olarak ayrışıyor. En çok izlenen 12 dizinin 7’si erkek odaklı kurgulanmış ve erkek egemen evrenler kurmuş. Erkeklik hikâyelerinde savaş, çatışma ve şiddet ön planda. Erkek odaklı dizilerde toplam görünürlüğün 2/3’ü erkek karakterlere ait.
    • Kadın karakterler kalıplara sıkışıyor. Genç kadın karakter sayısı genç erkek karakter sayısının 2,5 katı. Erkek karakterler, daha geniş bir yaş aralığında rol alıyor. Cazibesi olan kadın, genç /yetişkin ve zayıf olarak tarif edilirken, orta yaş üzeri kadınlar şişman ve dul stereotipinde gösteriliyor.
    • Kadınlar fiziksel özellikleriyle ön planda. Fiziksel özelliğe dair yapılan yorumların ¾’ü kadınlara yöneltiliyor. Bu yorumların %70’i kadınların «zayıf, güzel, bakımlı» olmalarıyla ilgili olumlu yorumlar içeriyor ve böylece fiziksel kalıpları güçlendiriyor.
    • Erkeklerin aksine, bütün kadın karakterlerin medeni durumu biliniyor. Dul ve boşanmış kadın karakterler, aynı medeni durumdaki erkek karakterlerden beş kat fazla. “Kadın gibi” olmak kadınlar için bile %62 oranında aşağılama ifadesi olarak kullanılıyor.
    • Hayalperest özelliğe sahip karakterlerin %77’si, uysal ve çekingen karakterlerin %64’ü kadın; kaba olma özelliğine sahip karakterlerin %69’u, agresif karakterlerin %62’si erkek. Kadınlık ve erkeklikle özdeşleşmiş birtakım sıfatlar dizi karakterleri üzerinden yeniden üretiliyor.
    • Ağlama/hüzün içeren sahnelerin %73 gibi bir çoğunlukla kadınlar için, şiddet ve tehdit içeren sahnelerin %79’u erkekler için yazılmış.
    • Erkekler, babalık rolünde görünmüyor. Kadınlar ve erkekler birbirine yakın oranlarda ebeveyn kimliğine sahip rollerde, ancak ebeveyn olma sorumluluğunun üstlenildiği sahnelerin %79’u kadınlarda, %21’i ise erkeklerde.
    • Kadınların iş hayatında görünürlüğü sınırlı. Kadın karakterler %80 oranında iş dışı mekanlarda bulunuyor. Her 3 kadından biri ev kadını rolünde. Ev işi içerikli sahnelerin %92’si kadın karakterlerde, iş içerikli söz ve eylemlerin %82’si erkek karakterlerde.

    Araştırmanın sonucu olarak ise şunlar belirtiliyor:
    o Kadınlar ve erkekler için yazılmış rollerin sayısal dağılımı toplamda dengeli ancak diziler bazında bakıldığında erkeklerin ve kadınların dünyaları ayrıştırılmış ve roller de buna göre dağılmış durumda.
    o Hem kadın, hem de erkekler stereotip karakter özelliklere ve eylemlere sahip.
    o Dizilerde toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını yeniden üreten bir temsiliyet olsa da sektör paydaşlarının desteğiyle dönüşüm mümkün...