YUKARI

Enerji

Eklenme Tarihi: 15 Ekim 2017

Düşük Karbon Ekonomisi: Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Kaynaklar Enerji Politikalarına İlişkin Riskleri Nasıl Azaltabilir?

  • Yeryüzü Derneği, WWF-Türkiye ve E3G tarafından hayata geçirilen “Türkiye için Düşük Karbonlu Kalkınma Patikaları ve Uygulamaları Projesi” kapsamında gerçekleştirilen analizler, Türkiye ekonomisini iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinden korumak için yenilenebilir enerjiyi ve iklim değişikliğine uyumu önceliklendiren politikalara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor.
     

    WWF-Türkiye, Yeryüzü Derneği ve İngiliz düşünce kuruluşu E3G'nin iş birliğiyle hayata geçirilen “Türkiye için Düşük Karbonlu Kalkınma Patikaları ve Uygulamaları Projesi” kapsamında enerji sektörü başta olmak üzere düşük karbonlu ekonomiye geçişte gecikmenin maliyetleri ele alındı. Proje kapsamında, aynı zamanda, Paris Anlaşması’nda üzerinde anlaşılan sıcaklık artışını 1,5 - 2°C bandında sınırlama hedefine ulaşılamadığı takdirde Türkiye ekonomisini bekleyen riskler de ortaya koyuldu.
     
    Rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en ucuz elektrik üretim teknolojileri haline gelmeye başlaması, enerji depolama gibi alternatif teknolojilerdeki ilerleme, fosil yakıt kullanımının getirdiği sosyal, ekonomik ve çevresel maliyetler ile iklim değişikliği hedefleriyle bağlantılı olarak politika ve düzenlemelerdeki değişiklikler sonucunda kömürlü termik santrallerin atıl duruma düşme riski artıyor. 

    İklim değişikliği hedeflerine ulaşılamamasının Türkiye'ye maliyeti ne olacak?


    Türkiye'nin içerisinde yer aldığı Akdeniz Havzası'nın dünya üzerinde iklim değișikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olmasından hareket eden raporda, iklim değișikliği ile mücadele hedeflerine
    ulașılamaması halinde aşağıdaki sorunlarla karşılaşılacağı vurgulanıyor:

    Halk Sağlığı:

    - Sivrisinek ve kene gibi vektörlerle tașınan hastalıklar yeni coğrafyalara yayılacak.
    - Temiz suya erișimde yașanacak sıkıntılar sonucunda su ile bulașan hastalıklarda artıș görülecek.
    - Alerji dönemleri uzayacak, alerjik sorunlarda artıș görülecek.
    - Sıcaklık artıșının 4C'yi bulması durumunda ısı stresine bağlı ölümlerde %400 oranında artıș görülebilir.
     
    Tarım:
    - Mısır ve arpa verimindeki artıș 2020'li yılların bașından, buğday verimindeki artıș ise 2030'lu yılların bașından itibaren durağanlașacak.
    - 2050 yılına gelindiğinde șeker pancarı üretiminde %5, mısır üretiminde ise %10'u bulan verimlilik
    kayıpları yașanması olası.

    Enerji:
    - Değișen rüzgar rejimleri sonucunda rüzgar enerjisi üretim potansiyeli değișime uğrayacak.
    - Hidroelektrik santrallerden üretilen elektrik miktarı ve kapasite faktörleri azalabilecek.
    - Artan hava ve su sıcaklıkları özellikle su soğutmalı termik santrallerin üretimini aksatacak, performanslarını düșürecek.

    Toplam Etkiler:
    - İklim değișikliği kaynaklı ısınma 1,5 – 2,5 dereceye ulașırsa 2050 yılında GSYH'deki kayıp düzeyi %9,8 ile %26,8 arasında seyredilebilir.
    - Sıcaklık artıșının daha yüksek seyrettiği, iklim değișikliği konusunda harekete geçilmediği durumda 2050'de gerçekleșmesi beklenen milli gelir düzeyinde %50 düșüș görülebilir. 2040-2050 arasında ekonomi daralabilir.
    - Milli gelir düșüșü sonucunda kayıtlı istihdam ve ücretlerde düșüș yașanacağı öngörülüyor.
    - Düșük gelirli bölgelerde kırıganlık daha yüksek. Bu bölgelerde toplam istihdam düzeyinde %28'e varan bir azalma görülebilir. Bu, düșük gelirli bölgelerden yüksek gelirli bölgelere göçü tetikleyebilir.
    - Sıcaklık artıșının yüksek düzeylere ulaștığı, iklim hedeflerinin tamamen uzağına düșüldüğü bir senaryoda gıda fiyatlarında %250’yi bulan artıșlar yașanabilir.

    Düşük Karbon Ekonomisi raporunu detaylı incelemek için lütfen tıklayın.

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu