YUKARI

Enerji

Eklenme Tarihi: 03 Mayıs 2016

Enerjide Dönüşüm Zamanı

  • WWF Türkiye, Greenpeace ve TEMA Vakfı Paris Anlaşması Sonrası Enerji Politikaları Paneli düzenledi.

    WWF Türkiye, Greenpeace ve TEMA Vakfı'nın birlikte düzenlediği, kamu, özel sektör ve uluslararası enerji uzmanlarının katıldığı “Paris Anlaşması Sonrası Enerji Politikaları Paneli’nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Nilgün Açıkalın, Agora Energiewende İcra Direktörü Yardımcısı Markus Steigenberger, Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Gani Bayraktar ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven konuşmacı olarak yer aldı. TEMA Vakfı Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Karapınar’ın yönettiği panelde, Paris İklim Anlaşması’nın dünya ve Türkiye’deki enerji politikalarına etkileri tartışıldı.
     
    Konuşmacılar ve katılımcılar, Paris Anlaşması’nın önemli bir dönüm noktası olduğuna vurgu yaparak, ekonomiyi karbondan arındırmanın zamanının geldiğini ve dönüşüme geç olmadan başlanması gerektiğini belirttiler.
     
    Paris Anlaşması ve etkileri hakkında yorum yapan Agora Energiewende İcra Direktörü Yardımcısı Markus Steigenberger:
     
    “Paris Anlaşması ile beraber, iklim değişikliği hakkında 1,5 derece eşiğinden bahsetmeye başladık. Bu önemli bir gelişme. Ancak, ekonominin karbonsuzlaşması daha hızlı gerçekleşmeli. Paris'in etkisi, enerji sisteminin karbondan arındırılması tartışmalarını hızlandırdı. Paris Anlaşması, aynı zamanda Almanya’da kömür santrallerinin devreden çıkması tartışmalarını hızlandırdı. Paris bir katalizör işlevi görüyor. Soru kömürü bırakıp bırakmayacağımız değil, bunu ne zaman ve nasıl gerçekleştireceğimiz.” dedi ve Almanya'daki durum hakkında bilgi verdi: “Almanya’da elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı %3'ten %33'e çıktı. Almanya'da dönüşümün iki temel nedeni var. İklim değişikliği toplum ve kamu tarafından mücadele edilmesi gereken önemli bir konu olarak görünüyor. İkinci neden de yenilenebilir enerjinin ekonomik faydası. Almanya yenilenebilir enerjideki potansiyeli gördü.  Örneğin yenilenebilir ile beraber 400.000 yeni iş yaratıldı. Yeni bir endüstri oluşturuldu.”
     
    Doğru planlamanın ve doğru uygulamanın önemine vurgu yapan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven:
     
    “Paris kararları, rüzgar enerjisini destekleyecek nitelikte. Rüzgar enerjisinde küresel ölçekte %20ler seviyesinde artış görülüyor. Türkiye’nin 2023 rüzgar hedefi ise 20 GW olarak ifade edilirken, Türkiye’nin iklim değişikliği ile ilgili verdiği Ulusal Katkı Niyet Beyanı’nda ise, 2030 rüzgar hedefi 16 GW. Bu çelişkiyi gidermek gerekiyor. Dönüşümün parçası olabilmek için ise yılda 2000 MW rüzgar santralini devreye almamız gerekiyor. Ülkemizin rüzgar potansiyeli Avrupa'dan %20-25 daha fazla. Bu yüzden daha fazlasını yapabiliriz. Bugün itibari ile rüzgar kurulu gücümüz 4.800 MW, Almanya’nın ise 45.000 MW. Birçok ülkede, arz güvenliğini sağlarken öncelikle yenilenebilir kullanılıyor, sonrasında, sisteme hızlıca girebilen esnek yakıtlar kullanılıyor. Kömür sisteme hızlı girmeler konusunda dezavantajlı. Bizde de temel strateji bu şekilde olmalı. Ayrıca, akıllı şebekeler ve depolama sistemlerinde önemli gelişmeler var. Depolama sistemlerinin maliyeti düşünce yenilenebilir enerjinin kullanımı iyice artacak.” dedi.
     
    Paris ve yenilebilir enerjinin anlaşmadaki önemine vurgu yapan Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Gani Bayraktar:
     
    “Paris hedefleri ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini göz önüne alınca, yenilenebilir enerjiyi merkeze alan bir planlama yapılmalı. Güneş enerjisini daha etkin kullanabilmemiz gerekiyor, bunun için ise oyunu yeniden kurgulamalı ve enerji politikalarında yenilenebilir enerjiyi merkeze almalıyız. Unutmayalım ki güneş enerjisinde maliyetler azalıyor, bölge ve ülkenin şartları değişiyor. Bölgenin yeniden yapılanmasında yenilenebilir enerji önemli bir fırsat sunuyor.” dedi.
     
    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Nilgün Açıkalın, enerji politikalarının sektör, kamu ve sivil toplum arasında işbirliğini arttırarak politikaları beraber yapmanın önemini vurguladı. Ayrıca Nilgün Açıkalın “Türkiye’nin iletim sisteminde sıkıntıları var. Sistemimiz fosil yakıtlara dayalı bir sistem. ENTSO[1]'nun sonunda bir ülkeyiz. Bunu dönüştürmek güç olacak. İletim sisteminin iyileştirilmesi en önemli sorun. Bu konuda önemli adımlar atıyoruz. Ayrıca yenilenebilir enerjide yerinde üretim ve yerinde tüketim de önemli. Sistemimizin kısıtları belli. Artan talebi karşılamak, arz güvenliği kilit öneme sahip. Sistemin sürdürülebilirliği çok önemli. Dönüşüm için bunları da göz önünde bulundurmak gerekiyor.” dedi.

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu