YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 26 Haziran 2020

Evden çalışma çevreye umut oldu

  • Uluslararası Enerji Ajansı tarafından hazırlanan rapora göre; evden çalışma bir trend haline gelirse küresel düzeyde günde 250 bin varil, yılda 11.9 milyon ton yakıttan tasarruf edilecek. Karbondioksit emisyonları ise 24 milyon ton azalacak.

    Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan bir rapor, koronavirüs krizi dolayısıyla evden çalışma modelinin tüm dünyada yaygınlık kazandığı gerçeğinden yola çıkarak, bu tablonun toplam enerji kullanımında ve atmosfere bırakılan karbondioksit (CO2) emisyonlarında nasıl bir değişime neden olabileceğini ortaya koydu.  Analize göre;  küresel düzeyde yakıt tasarrufunun günde 250 bin varil, yılda 11.9 milyon ton olacağı, evden çalışma nedeniyle konutlardaki enerji sarfiyatı etkisi düşülünce yıllık petrol tüketimin 8.5 milyon ton ve CO2 emisyonlarının da 24 milyon ton azalacağı hesaplandı. Evden çalışma yaygınlaşırsa, konutlarda tüketilen enerji miktarı belirli bir oranda artış gösterse de işe gidip gelme azalacağı için, ulaşımda ve işyerlerinde sağlanan tasarruf, bu artıştan dört kat daha fazla olacak.

     

    Sera gazları ve enerji kullanımı etkisi

    Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yapılan analizin giriş bölümünde mevcut tablo şöyle resmedildi: ‘Koronavirüs krizi dünyaya yayılırken, çok sayıda insan evden çalışmaya başladı ve bunun, enerji kullanımı üzerinde anında ve geçen zaman içinde çeşitli etkileri oldu. Petrol talebi azaldı ancak konutlarda elektrik kullanımı arttı. Google ve Facebook gibi şirketler, personelin en azından gelecek yılın başlarına kadar uzaktan çalışmasına izin vereceğini açıklarken Twitter, çalışanlarının süresiz olarak evden çalışmaya devam edebileceğini belirtti. Bu tablo; ‘Önümüzdeki yıllarda önemli miktarda insan düzenli olarak evden çalışmaya devam ederse, enerji kullanımı ve sera gazı emisyonları üzerindeki etkilerin ne olacağı’ sorusunu gündeme getiriyor.’ Evden çalışmanın enerji kullanımı ve karbon salımı üzerindeki uzun dönemli etkisinin henüz belirsiz olduğu hatırlatılan analizde, zaman içinde evden çalışma düzenine önemli bir kayış gerçekleşirse ofis alanlarına talebin azalacağına dikkat çekiliyor. Raporda ayrıca ticari kuruluşların enerji talebi de azalacağından, toplam küresel enerji kullanımı ve karbon salımında ciddi bir düşüş olacağına dikkat çekiliyor.

     

    Oranlar ülkelere göre farklılık gösteriyor

    Evden çalışma trendlerini Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine dayalı olarak analiz eden çalışmaya göre; koronavirüs öncesi tabloda küresel işgücünün sadece veya esas olarak evden çalıştığı ülkeler arasında büyük farklılıklar vardı. Örneğin Çin’deki işçilerin yaklaşık yüzde 5’i evden çalışırken, Hollanda’da bu oran yüzde 14 düzeyinde idi. Analizde bu konuyla ilgili olarak şöyle denildi: “ILO ve Chicago Üniversitesi verileri birlikte değerlendirildiğinde, küresel olarak işlerin yaklaşık yüzde 20’sinin potansiyel olarak evden yapılabileceğini tahmin ediyoruz. Bu oran, Sahraaltı Afrika’da yaklaşık yüzde 10’dan en zengin Avrupa ülkelerinde yüzde 45’ten fazla olabilir. Genel olarak, evden çalışma potansiyeli ile kişi başına düşen GSYİH (gayri safi yurtiçi hasıla) arasında pozitif bir ilişki var. Bu durum; ülkelerin ekonomik ve mesleki yapılarındaki farklılıkların yanı sıra, dijital hazır olma (Örneğin geniş bant internet erişimi, bilgisayar sahipliği) ve diğer yapısal faktörlere bağlı olarak (Örneğin konut durumu diğer ev tabanlı çalışma türleri) değişkenlik gösterecektir.”

     

    Emisyon tasarrufu umut olacak

    Yapılan analizde, işe otomobil ile giden kişiler evden çalışmaya devam ederlerse bu durumun karbon ayak izini azaltıcı bir etki yapacağı belirtildi. Analizde şöyle denildi; ‘Öncelikle bu olumlu etki, yolculuk 6 kilometreden daha uzaksa geçerli. Kısa mesafeli araç gidiş gelişleri veya toplu taşıma araçlarıyla yapılanlar yolculuklar durumunda evden çalışmak, ilave konut enerji tüketimi nedeniyle CO2 emisyonlarını artırabilir. Toplu taşıma trendlerini ve işgücü piyasası verilerini analiz ederek, dünya çapında evden çalışabilen herkes haftada sadece bir gün bunu yaparsa, yılda karayolu taşımacılığı için küresel yakıt tüketiminin yaklaşık yüzde 1’inden daha fazlasından tasarruf edilebilir. Bunun hane halkları tarafından enerji kullanımına getireceği artış dikkate alındığında, küresel CO2 emisyonlarında yaklaşık 24 milyon ton düşüş olacağı ve bu rakamın da Büyük Londra’nın yaklaşık yıllık CO2 emisyonlarına eşdeğer olduğu anlaşılıyor.’

     

    Ulaşımdaki azalma olumlu etkiledi

    Koronavirüs krizinin taşımacılık sektörü üzerinde şaşırtıcı sonuçları olduğu belirtilen analizde şu noktaların altı çiziliyor: ‘Hükümetler tarafından uygulanan karantina önlemleri, dünya genelinde karayolu trafiğinde yüzde 50-75 arasında değişen düşüşlere neden oldu. Nisan ayında küresel nüfusun yaklaşık üçte biri tamamen evlere kapandı, benzin kullanımı günde 9 milyon varilden fazla düşüş gösterdi (Benzeri görülmemiş bir düşüş) ve dizele olan talep günde 6 milyon varil azaldı. Etkilenen ülkelerdeki çalışanların yüzde 59’unun evden çalışması ve bir bölümünün de işsizlikle karşı karşıya kalması sonucu, bunun yoğun saatlerde karayolu trafiği üzerinde çarpıcı bir etkisi oldu. Büyük şehirler, yoğun saatlerde trafik yoğunluğunda yüzde 65-95 oranında bir düşüş gördü. Karayolu trafiğinden kaynaklanan hava kirliliğinde de kapsamlı düşüşler yaşandı. Bu konuda en yüksek düşüş Yeni Delhi’de görüldü.’

     

    Konutlarda enerji kullanımı değişti

    Karantina ve sokağa çıkma kısıtlamaları döneminde konutlarda kullanılan enerjide de önemli değişimler olduğu hatırlatılan analizde şu görüşlere yer verildi: ‘Karantina ve sokağa çıkma kısıtlamaları, konut enerjisine olan talebi de etkiledi. Toplam elektrik tüketimi yüzde 20 veya daha fazla düşse de, evde daha fazla zaman geçirmenin bir sonucu olarak konutlarda enerji talebi artış gösterdi. Hafta içi saatlerdeki enerji talebi tıpkı Pazar günü gibi bir tablo ortaya çıkardı. Amerika Birleşik Devletleri’nin bazı bölgelerinde, hafta sonları ortalama konut elektrik kullanımı yüzde 20-30 arttı. İngiltere’de konut elektrik tüketimi, karantinaların başlamasından sonraki günlerde yüzde 15 sıçrama gösterdi.’ Evden çalışma modelinin enerji üzerindeki etkisini konutlar yönünden inceleyen analizde ayrıca; ‘Evden çalışma düzeninde enerji tüketimi evlerin ortalama büyüklüğündeki bölgesel farklılıklara, ısıtma veya soğutma gereksinimlerine ve verimliliğe bağlı olarak, ofiste çalışılan bir güne göre yüzde 7-23 arasında artabilir’ denildi.

     

    Özel araç talebinde artış var

    Karantinaların otomobil kullanımı üzerindeki etkilerini ele alan analizde şu yorumlara yer verildi: ‘Karantina döneminden hemen sonra otomobil kullanımının düşük kalacağının garantisi yok. Algılanan sağlık riskleri nedeniyle, insanların mobilitesi normale döndüğünde toplu taşıma araçlarından uzaklaşma eğilimi güçleneceği için bunun yakıt tüketiminde bir artışa yol açacağı kesin. Pazar araştırma firması Ipsos tarafından Çin’de yapılan bir ankette, otobüs ve metro ile yapılan yolculukların payında görülen yüzde 57’lik azalma buna karşılık özel otomobilin payında iki katlık bir artış bildirildi. Küresel olarak otobüs yolculuklarının yüzde 10’u otomobil ile yapılacaksa bu, otomobiller için yakıt talebine günde yaklaşık 700 bin varil ekleyecek. Bu rakamda bir artış, 2019’da yolcu karayolu taşımacılığı için kullanılan toplam akaryakıtın yaklaşık yüzde 3’ü gibi önemli bir düzeyine eşit olacak.’

     

    Evde yakıt tüketimi oranları değişti

    Evden çalışmanın ulaşım üzerindeki etkisinin ülkeden ülkeye bölgeden bölgeye ve yılın zamanına bağlı olarak büyük ölçüde değişim gösterdiği vurgulanan analizde, ABD örneği ve diğer ülkelerdeki tablo da ele alınıyor. Bu bölümde şu önemli bilgiler yer alıyor: “ABD Nüfus Sayım Bürosu’na göre; ABD’de otomobille ortalama tek yönlü işe gidip gelme süresi yaklaşık 18 kilometre olurken, otomobil yolcularının dörtte üçünden fazlası yalnız seyahat ediyor. Avrupa’da, ortalama tek yönlü araç gidip gelme mesafesi 15 kilometre. Çin’de ise 8 kilometre. ABD’deki ortalama bir otomobil, aynı uzunlukta bir yolculuk için Avrupa’daki ortalamadan yüzde 45 daha fazla yakıt tükettiğinden, yakıt verimliliğindeki farklılıklar da önemli. Ayrıca araçlarda mobil klima kullanımının, yakıt tüketimi üzerinde, soğuk iklimlerde yıllık toplam tüketimin yüzde 3’ü ile daha sıcak iklimlerde yüzde 20 arasında önemli bir etkisi var. Mobil klima sıcak iklimlerde ve sıkışık trafikte yakıt tüketiminin yüzde 40’ından fazlasına ulaşabilir. 2019 yılında ABD, Çin ve Avrupa’da otomobille gidip gelmek için toplam yakıt tüketiminin yaklaşık yüzde 4’ünün mobil klima için olduğu tahmin ediliyor.”

     

    Kaynak: YeşilHaber.net