YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 23 Haziran 2020

1.5 derece hedefine nasıl ulaşılır?

  • McKinsey & Company’nin hazırladığı yol haritası, koronavirüs salgını sonrası iyileşme dönemini, iklim krizini göz ardı etmeden şekillendiriyor. Buna göre; gelecek 10 yılda 1.5 derece hedefine ulaşmak isteniyorsa, yeryüzünü her yıl İzlanda büyüklüğünde yeni ormanlara kavuşturmak için küresel bir dönüşüm gerekli.

    Yönetim danışmanlığı firması McKinsey & Company, iklim krizinin etkilerini azaltma ve adaptasyon çalışmalarına yönelik bir rehber yayınladı. Rehberde, gelecek 10 yılda gıda ve orman alanları, elektrifikasyon, endüstriyel adaptasyon, temiz enerji ve karbon pazarı olmak üzere beş temel alanda emisyonların azaltılması için gerekli eylemler ortaya kondu. McKinsey & Company Türkiye Ülke Direktörü Can Kendi, koronavirüs küresel salgını ile birlikte yaşamın kırılganlığı kadar küresel ölçekte birlikte hareket etmenin gücünün de tecrübe edildiğini söyledi. Kendi, “Birkaç ay öncesine dek imkânsız gibi görünen uzaktan çalışma ve çevrimiçi eğitim gibi pek çok uygulamanın hızla günlük rutinlerimiz arasına girmesi, birlikte neler başarabileceğimizin göstergesi. Öte yandan koronavirüs küresel çapta sosyoekonomik yapıda yıkıcı etkilere de neden oluyor. Sonuç olarak bugün, çalışma, öğrenme, beslenme gibi yeni yaşamsal alışkanlıklar kazandığımız bir dönemdeyiz” dedi. McKinsey & Company’in raporunda öne çıkan başlıkları şöyle; 

     

    Gıda ve orman alanlarında yapılması gereken dönüşümler 

    Metan ve azot oksitle birlikte tarım endüstrisi, her yıl küresel sera gazı salımının yüzde 20’sine tek başına sebep oluyor. Tarım kaynaklı emisyonların, alışılmış iş yapış biçimleriyle devam edilirse 2050 yılına dek yüzde 15-20 oranında artacağı öngörülüyor. Gıda endüstrisi içerisinde en yüksek emisyon yaratan, yüzde 70 ile büyük ve küçük baş hayvancılık çiftlikleri. Mevcut beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi halinde, 2050 yılında küresel protein tüketiminde endüstriyel hayvancılığın yüzde 9 oranında yer alacağı öngörülüyor. Ancak 1.5 derece hedefini gerçekleştirebilmek için bu oran yüzde 4 olmalı. Aynı zamanda gıda üretiminin üçte birinin kaybına neden olan gıda israfının da önüne geçilmesi gerekiyor.

     

    300 milyon hektar ormana dönüşmeli

    Ormanların korunması için harcanan tüm çabalara rağmen her yıl Yunanistan büyüklüğünde ormanlık alan yok oluyor ve küresel karbon salımlarının yaklaşık yüzde 15’i orman alanlarının yok olmasından kaynaklanıyor. Tüm fosil yakıt salımları azaltılsa ve tüm endüstriler karbon-nötr olsa dahi ormansızlaşmanın yaklaşık olarak yüzde 75 oranında engellenmesi gerekli. Dolayısıyla bu konuda regülasyon, uygulama ve teşviklerin çoğaltılması önem taşıyor. Gelecek 10 yılda 1.5 derece hedefine ulaşmak isteniyorsa, yeryüzünü her yıl İzlanda büyüklüğünde yeni ormanlara kavuşturmak için küresel bir dönüşüm gerekli. 2050 yılına dek ise ormansızlaşmayı engellemek, yangınlarda kaybedilen yerleri yeniden ağaçlandırmak ve böylece ABD’nin üçte birine eşdeğer olan 300 milyon hektarlık bir alanı ormana dönüştürmek gerekiyor. Bu oranların diğer sektörlerde ihtiyaç duyulan karbonsuzlaşmanın sağlanamaması durumunda daha da artması gerekebilir.

     

    Enerji tasarrufu ve enerji dönüşümleri 

    Petrole dayalı ulaşım endüstrisi yıllık karbon salımının yüzde 15’ini oluşturuyor. Bu endüstrinin hızlıca dönüşüme girmesinin gerekli olduğunu belirten rapor, temiz, yenilenebilir enerji kaynakları ile şarj edilen elektrikli araçlara (EV) öncelik verilmesini söylüyor. İçten yanmalı araç satışları toplam satışların 2030 yılında yaklaşık yüzde 50’sini, 2050 yılında ise yüzde 100’ünü oluşturacak. Ancak burada önemli olan; EV’lerin enerji kaynaklarının yeni bir emisyon üreticisi olmamasını sağlayacak elektrik ve hidrojen kaynaklarının yaratılması. Ulaşımda bir diğer önemli etken ise, kişisel araçların kullanımı. Şehir merkezlerine araçla girişin yasaklanması, özel araç vergilerinin artırılması gibi önlemlerle toplu taşıma ve araç paylaşımı gibi alternatiflere olan ilgi artırılabilir. Bu da, 2030 yılına dek özel araçların kullanımının yüzde 10 oranında azaltılmasını sağlayacak. Öte yandan binaların su ve ısıtma ihtiyacı için kullanılan fosil yakıtların elektrikle çalışacak şekilde dönüştürülmesi, karbon-nötr amacının gerçekleştirilmesini sağlayabilirse de, binalar toplam karbon salımının yüzde 7’sini oluşturuyor. Böyle bir dönüşüm sayesinde 2050 yılında, 2016’ya göre bu oran yüzde 20 azaltılabilir. Ek olarak merkezi ısıtma doğalgaz ile birlikte hidrojen ve biyogaz kullanımı olduğunda karbon salımı yüzde 40 daha az olacak.

     

    Endüstriyel operasyonlarda dönüşüm

    Raporda, inşaat, gıda, tekstil, üretim gibi düşük ya da orta ölçekli ısı ihtiyacı olan endüstriyel sektörlerin 2030 yılında enerji ihtiyacının temiz enerji kaynaklarından sağlanmasının ve 2016 yılında yüzde 28 olan elektrik enerjisiyle çalışma oranının 2050’de yüzde 76’ya yükseltilmesinin, 1.5 derece hedefine ulaşmak için önemli bir adım olduğu belirtiliyor. Raporda, endüstride döngüsel ekonomiye geçişe de ihtiyaç olduğunun altı çiziliyor. Böylece verimliliği artırarak, sera gazı salımları azalacak, maliyetler düşerek performans artırılacak.

     

    Enerji ve yakıt kullanımında dönüşüm 

    Raporda 2030 yılına dek güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesinin bugünkü seviyenin yedi-sekiz kat üzerine çıkması gerektiği belirtildi. Raporda, rüzgâr türbinleri ve solar panellerin üretiminde artışa, küresel enerji üretiminin yüzde 40’ını karşılayan kömür kaynaklı elektrik üretiminde ise yüzde 80 azaltılmasına ihtiyaç olduğu bildiriliyor. Aynı zamanda; ‘Doğalgaz kaynaklı elektrik üretiminin de bu süreçte yüzde 20 ilâ 35 oranında azaltılması gerekli’ deniyor. Lakin, şu anda küresel enerjinin yaklaşık üçte biri doğalgaz kaynaklı. Bu süreçte biyoenerji kaynakları havacılık ve deniz taşımacılığı gibi sektörlerin petrole dayalı yakıt kullanımını azaltmada çözüm olabileceği belirtilen raporda, yeşil hidrojen ve mavi hidrojen de çelik, kimya, çimento, havacılık, denizcilik, nakliye, bina yönetimi gibi sektörlerde karbondan arınma için çözüm olarak öneriliyor. Ancak bu potansiyeli açığa çıkarmak için hidrojen sektöründe altyapı, depolama ve dağıtım gibi alanlarda yeni teknolojilerin ve güvenlik standartlarının geliştirilmesine ihtiyaç var.

     

    Kaynak: İklim Haber