YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 26 Kasım 2019

Yenilenebilir enerji dönüşümü hedefin gerisinde kaldı

  • Uluslararası Enerji Ajansı’nın son raporu, yenilenebilir enerji dönüşümünün iklim hedeflerine ulaşmak için yeterince hızlı gerçekleşmediğini ortaya koyuyor.

    Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), her yıl gerçekleştirdiği 2019 Dünya Enerji Görünümü Raporu‘nu yayınladı. Buna göre; hız kazanan yenilenebilir enerji yatırımlarına rağmen, mevcut enerji sisteminin Paris İklim Anlaşması kapsamında belirlenen iklim hedeflerine ulaşmak için yeterince hızlı gerçekleşmediği görülüyor. Rapor, yenilenebilir enerji dönüşümü beklentileri ile fosil yakıtlara dayalı mevcut enerji sistemi arasındaki farkın halâ hedeflenenden yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Raporun en önemli sonuçlarından biri, ‘birincil yakıt’ olarak nitelenen enerji verimliliği alanında gerçekleşen ilerlemelerin yavaşlamış olması ve elde edilen başarının mevcut potansiyelin çok altında kalması.

    Üç farklı senaryo üç farklı sonuç

    2019 yılı Dünya Enerji Görünümü Raporu, küresel ölçekte uygulanabilecek veya uygulanmakta olan enerji politikalarına göre üç ayrı senaryoyu mercek altına aldı. Mevcut Politikalar, Belirlenmiş Politikalar ve Sürdürülebilir Kalkınma Politikaları başlıklarına sahip bu senaryoların hiçbirinde enerji kaynaklı emisyonların iklim krizi ile mücadele için gerekli hızda gerileyebileceği öngörülmüyor. Mevcut Politikalar Senaryosu’na göre; küresel enerji talebi, mevcut eğilimlerle 2040 yılına kadar her yıl yüzde 1.3 artacak. Ayrıca enerji kaynaklı emisyonlar da sürekli yükselemeye devam edecek. Bununla birlikte enerji güvenliği baskısı da sürecek. Uygulanması planlanan politikaları içeren Belirlenmiş Politikalar Senaryosu ise küresel enerji talebinin gelecek 20 yılda yıllık ortalama yüzde 1 artarak yükseleceğini öngörüyor. Bu senaryoya göre; gelecek 20 yıllık dönemde başta fotovoltaik (Işık ve benzeri ışınımların etkisiyle elektrik üreten akım) alanında olmak üzere düşük karbonlu elektrik üretim yatırımları hızla artmaya devam edecek. Gelişen LNG ticareti de doğalgaz kullanımının yaygınlaşmasını sağlayacak.

    Nüfus artışı enerji ihtiyacı yaratıyor

    Rapor, ekonomik büyüme ve nüfus artışı ile enerji kaynaklı emisyonlardaki yükselişin gelecek 20 yıl boyunca süreceğini, bu durumun dünyanın sürdürülebilir enerji hedeflerinin gerisinde kalmasına neden olacağını da ortaya koyuyor. Sonuçlara göre; 2018 yılında enerji yoğunluğu değerinde yüzde 1.2 iyileşme oluştu fakat bu değer 2010 yılından beri gerçekleşen iyileşmenin ancak yarısına yakın. Ekonomik olarak uygulanabilir tüm fırsatların değerlendirmesiyle bu alandaki iyileşmenin yıllık yüzde 3 oranında gerçekleşmesi hedefleniyor.

    Enerji dönüşümü için büyük fırsat

    Sürdürülebilir kalkınma senaryosunun ortaya koyduğu resim ise, diğer senaryolardan farklı. Bu senaryoya göre; yenilenebilir enerji yatırımlarındaki hızlı maliyet gerilemeleri ile dijital teknolojilerdeki ilerleme, enerji dönüşümü için büyük bir fırsat yaratacak. Rüzgâr ve güneş 2040 yılına kadar gerçekleşecek yeni enerji yatırımlarında yarıdan fazla pay sahibi olacak. Politika yapıcıları ve düzenleyici kurumların da hızla gerçekleşecek bu dönüşüm açısından çok hızlı hareket etmesi gerekecek. Zira enerji depolama için pazar tasarımı, elektrikli araçlar ve şebekeler arasındaki arabirim ve veri gizliliği gibi konular, enerji tüketicilerini yeni risklere maruz bırakma potansiyeline sahip.

    Petrol talebi büyümeye devam edecek

    Raporun öne çıkardığı bazı konular şöyle:

    ·      Yeni kömür yatırım kararları azalmasına rağmen özellikle ekonomileri hızla büyüyen Asya ülkelerinde kömür önemli bir kaynak olmaya devam ediyor. Kömürün, yenilenebilir enerji yatırımlarının artmasında, başta Çin ve Hindistan olmak üzere büyük bir güçlük olacağı ifade ediliyor.

    ·      Sanayi kullanımı ve Çin’deki konutlarda doğalgaz kullanımının artmasına bağlı talep artışı, yeni LNG yatırımları için küresel bir dalga oluşturacak. Bununla birlikte küresel petrol talebi de gelecek 10 yıllık dönemde büyümeye devam edecek. Bu dönemde artan talepte ABD’nin payı yüzde 85 olacak. Yakıt verimliliği ve elektrikli araçların yaygınlaşması 2025 yılından itibaren talep artışının yavaşlamasında belirgin bir etki gösterecek.

    ·      Uzak mesafe taşımacılığı, deniz ulaşımı, havacılık ve petrokimya sektörleri uzun dönemde petrol talebinin yüksek kalmasına neden olacak.

    ·      Normal araçlara göre yüzde 25 daha fazla yakıt tüketen SUV araçların yaygınlaşmaya devam etmesi halinde de 2040 yılında petrol talebi günde 2 milyon varil artacak.

    Kaynak: Yeşil Ekonomi