YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 28 Temmuz 2019

Duyuyor musunuz?

  • The Guardian’da yayınlanan bir makalede gürültü kirliliğinin hayatımızdaki yerini çok yönlü olarak ele alınıyor. Ve görünmez gürültü tehlikesinin önemine dikkat çekiliyor.

    Hep bir gürültünün içindeyiz. Çevremizi saran bir ses bulutunun. Bu gürültüyü bazen fark etmiyoruz bile, onunla o denli doğal bir ilişkimiz var. Büyük kentin insanları buna alışık ve işte doğal olmayan şey bu alışkanlık.

    The Guardian’da yayınlanan bir makalede gürültü kirliliğinin hayatımızdaki yerini çok yönlü olarak ele alınıyor. Ve görünmez gürültü tehlikesinin önemine dikkat çekiliyor.

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO), gürültü kirliliğini işitme kaybına, kardiyovasküler problemlere, bilişsel bozulmaya, strese ve depresyona neden olabilecek önemli bir tehlike olarak tanımlıyor. Ve maruz kaldığımız sürekli gürültünün bizi yavaş yavaş öldürebileceği uyarısında bulunuyor.

    Gürültüyle gelenler...

    Özellikle büyük şehirlerde giderek artan ve yaşam kalitesini düşüren gürültü, sağlık ile ilgili hemen tüm problemlerin kaynağı olan stresi ortaya çıkarıyor. Araştırmalar gürültünün depresyon ile bağlantısını gösteriyor. Makaleye göre bir başka araştırma, gürültü kirliliğinin strese, stresin de kalp damar sorunlarına (yüksek tansiyon, kalp krizi, felç, koroner kalp hastalığı) yol açtığını ortaya koyuyor 

    Nisan 2017’de Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen gürültü konferansında, gürültü, fiziksel ve zihinsel sağlığımız için potansiyel olarak ciddi sonuçları olan “sessiz katil” olarak kabul edilmiş olsa da , gürültünün etkileri tüm dünyada hala hafif alınıyor. 

    Çocuklar zarar görüyor.

    The Guardian makalesinde verilen bilgilere göre, gürültünün çocuklar üzerindeki etkisi de dikkate değer veriler içeriyor. Çocukların maruz kaldığı gürültü, okuma, dikkat süresi, problem çözme ve hafıza gibi konularda sorun yaşamalarına sebep oluyor. 

    Güvenli olan gürültü düzeyiyle ilgili sürekli çalışmalar yapılıyor ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, insan için 8 saat boyunca 85 desibel düzeyinde bir gürültü ortamında bulunmak sınırda bir gürültü güvenliği sağlıyor. Fakat bazı otoriteler bunun bile çok yüksek bir süre ve desibel olduğunu düşünüyorlar.

    Mimi Hearing Technologies tarafından, büyük kentte yaşayan insanlarda giderek artan işitme kaybı sorunlarıyla ilgili olarak bir Dünya İşitme Endeksi oluşturuldu. Dünya çapındaki 200.000 kişinin işitme testi sonuçlarıyla, 50 kentin gürültü kirliliği ve işitme kaybı seviyeleri analiz edildi. Çalışma, ortalama olarak, en gürültülü şehirlerde yaşayan bir insanın, 10-20 yaş büyüklüğüne eşdeğer işitme kaybına sahip olduğunu ortaya çıkardı. Sonuçlar, işitme kaybı ve gürültü kirliliği arasında% 64 oranında bir korelasyona işaret ediyor.

    Guangzhou/Çin gürültü kirliliği rekortmenliğini elinde tutuyor. Guangzhou’yu Kahire, Paris, Pekin ve Delhi izliyorlar. Zürih ise 50 kentin içinde en az gürültü kirliliği olan şehir olarak dikkat çekiyor.

     

    Çözüm nedir?

    Makaleye göre AB ülkeleri, gürültü kirliliği ile mücadelede bir süreç oluşturmak için dünyaya liderlik ediyorlar. 2002 yılında, AB üyesi devletler, 100.000 kişiyi aşan kentsel alanlarda gürültü haritalarını çıkararak, gürültü azaltma eylem planları geliştirmeyi ve sessiz alanları korumayı gerektiren bir çevresel gürültü yönergesi yayınladı. Bu çözümler arasında, trafik yönetimi stratejileri, hafif raylı sistemlerin ve elektrikli otobüslerin teşvik edilmesi, hız sınırlarının düşürülmesi, gürültü engellerinin getirilmesi ve iyileştirilmiş planlama süreçleri gibi formüller var.

    Makaleye göre esas sorun, gürültünün gerçek bir problem olarak algılanmıyor ve çözümlerin de bir zorunluluk olarak hayata geçirilmiyor olması. Gürültü ile ilgili planlama kararlarını yönlendirmek için siyasi irade bir ön koşul olarak görülüyor. 

    İnsanoğlunu, içinde bulunduğu gürültü problemine karşı koruma altına alacak önlem ve uygulamalardan bazıları şunlar:

    • Avrupa’nın en büyük gürültü kirliliği kaynağı olan Paris’in araçsız günü önemli bir adım. Paris’te her ay bir gün araç sınırlaması getiriliyor ve bu proje sayesinde gürültü seviyesinde yarı yarıya azalma görülüyor. 
    • Gürültüyü tedavi edebilmek için inovasyon çalışmalarının hızlandırılması şart. Elektrikli araçların artması insanoğlunun bu alandaki en büyük umudu olabilir. Uçakların, trenlerin, otobüslerin ve otomobillerin gürültü yayma düzeylerinin üretim aşamalarında düşürülmesi büyük bir fayda yaratabilir. 
    • En çok ihtiyaç duyulan yerlerde, köpük ve cam elyafı gibi ses emici materyallerin kullanılması gürültü kirliliği için bir çözüm olabilir.
    • İnsanlar gürültü seviyesini ölçen uygulamaları daha sık kullanmaya başladılar. Bu, farkındalığın da yükseldiğini gösteriyor. Farkındalık, tüm çevre sorunlarının çözümünde atılabilecek ilk ve temel adım.

    Makalenin tamamını bu linke tıklayarak okuyabilirsiniz.