YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 28 Temmuz 2008

Türkiye'den Kaçırılan Bitki ve Hayvanlar

  • 25.07.2008 CNN Türk

    Çukurova Üniversitesi tarafından flora ve fauna kaçakçılığına yönelik yapılan araştırmada, Türkiye'ye özgü bitki ve hayvanların yabancıların gözdesi olduğu bildirildi.

    Buna göre, yurt dışına kaçırılan bitkiler arasında ilk sırayı aslanpençesi, ters lale, kaplanboğan, yersomunu, kardelen, nilüfer gibi endemik bitkiler alıyor.

    Araştırmayı yürüten Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atabay Düzenli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin 3 bin 500 endemik bitki türüne sahip olmakla birlikte endemik olmayan birçok bitkinin de gen merkezi olduğunu vurguladı.

    Türkiye'nin bu floristik özelliği ve zengin gen kaynaklarının tüm dünyanın ilgisini çektiğini ifade eden Düzenli, "Bu ilgi daha çok ilaç ham maddesi olarak kullanılan bitkiler üzerine yoğunlaşmakta. Çünkü dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar kaliteli ve tedavi gücü yüksek bitki bulunmuyor" dedi.
     
    Düzenli, sanayileşme nedeniyle doğal kaynaklarını hızla tüketen gelişmiş ülkelerin "doğalın vazgeçilmez çekiciliğini" fark ederek, diğer ülkelerin doğal kaynaklarına göz diktiğini söyledi.

    Buna bağlı olarak Türkiye'nin doğal kaynaklarının hedef konumda olduğunu belirten Düzenli, şunları kaydetti:

    "Yetersiz bilimsel politika ile bitki ve hayvan kaçakçılığı konusundaki eksik önlemler, Türkiye'yi kolay hedef haline getiriyor. Türkiye'de, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan 3 bin 500 endemik bitki ve birçok hayvan türü, hakkında kayıt tutulmaması, istatistik oluşturulmaması nedeniyle çeşitli amaçlar için dışarıya kolayca kaçırılıyor.
     
    Bitki üzerinde doku kültürü çalışmalarıyla gen şifreleri çözülerek farklı renk ve görünümlerde yeni bitkiler üretiliyor. Kaçırılan bitki ve hayvanlarımız patentleri alınarak o ülkelerin malı haline getirilip, tekrar bize satılıyor.
     
    Bu sayede, malı üretenler bu mallara ihtiyacımız olduğunu bildiğinden bizi kendilerine bağımlı hale getirmek için sürekli olarak ülkemizden bitki kaçırıp genetiği ile oynayıp bize pazarlayarak kar sağlıyor.
     
    Genetiği değiştirilen türlerin tohumundan yararlanılamıyor. Örneğin 20 yıl öncesine kadar kendi tohumu ile sürekli bahçelere güzel görünüm veren menekşemiz artık tohumundan filizlemiyor. Kaçakçılıkla mücadelede sorunlar var. Ancak, bu zenginliklerimizin gen şifresi çözülerek yeniden bize pazarlanması ve yabancılara muhtaç konuma düşürülmemiz daha da acı."

    En çok kaçırılanlar
     
    Düzenli, Türkiye'de yetişen endemik bitkilerden birçoğunun ilaç ve kozmetik sanayinde ham madde olarak kullanıldığını ifade ederek, şöyle devam etti:
     
    "Meme, prostat ve lenf bezi kanserine karşı önleyici ve tedavi gücü yüksek özelliğe sahip Aslanpençesi, nadide olan Ters lale, zehirli olan ve yumruları ilaç sanayisinde ham madde olarak kullanılan Kaplanboğan, yumruları ilaç ve kozmetik ürünlerinde kullanılan, kış mevsiminde de çiçek açabilen Yersomunu en çok kaçırılan bitkiler arasında yer alıyor.

    Ayrıca lale, kardelen, orkide, arapsümbülü, iris/süsen, Manisa lalesi, şakayık, censiyan, çiğdem, yılan yastığı, kum zambağı, nilüfer, sığla/günlük ağacı gibi bitkiler de ilgi görüyor."

    Düzenli, Anadolu'ya özgü hayvan türlerinden özellikle Toros kurbağası, Silifke kirpi faresi, Bombus arıları, engerek yılanının yurt dışına kaçırıldığını bildirdi.
     
    Düzenli, Türkiye faunasındaki endemik hayvan türlerinden başta Malatya kelebeği olmak üzere çok sayıda kelebek türünün de koleksiyon için kaçırıldığını vurguladı.

    Düzenli, yurt dışına kaçırılan bitki ve hayvanların genetik ıslah projelerinde kullanıldığını belirterek, "Buna örnek olarak Hollanda gösterilebilir. Hollanda, seralarda tozlaşmayı sağlayan Bombus arılarını bizden kendi ülkelerine götürerek, seri üretim yapıp bunları tekrar ülkemize pazarlar duruma geldi" dedi.

    Kaçakçılık yöntemleri

    Düzenli, endemik bitki türleri ve Anadolu'ya özgü hayvan türlerinin yurt dışına kaçırılmasında 3 farklı yöntemin izlendiğini vurguladı.
     
    Bunlardan en yaygın olanının turist kılığındaki doğa casusluğu olduğunu anlatan Düzenli, şunları söyledi:

    "Doğa ile ilgilenen araştırma merkezlerinde çalışan biyolog, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, peyzaj mimarları, turist kimliğine bürünerek ilgili habitatlara ulaşıyor.
     
    Diğer bir yöntem ise Dışişleri Bakanlığı tarafından verilen izinle bilimsel çalışma için buraya gelen bilim adamlarının doğa araştırması sonucu topladıkları bitkilerden belirli sayıda örneği ülkelerine götürebilmeleri. Ayrıca, kişisel koleksiyon oluşturma amacı ile Türkiye'ye gelen amatör koleksiyoncular da bu bitki ve hayvanları ülkelerine götürebiliyor."

    Köylerde ve yaylada yaşayan yerli halkın bu konuda bilgi sahibi olmadığını, kaçakçılara bilmeden yardım ettiğini dile getiren Düzenli, "Kaçakçılar genelde insanlara iyi niyetle yaklaşıp, bu bitki ve hayvan türlerinin yerlerini öğreniyor. Çoğu zaman bu iş için para ödeyen kaçakçılar aynı zamanda halk için geçim kaynağı haline bile gelmiş" dedi.

    Alınması gereken önlemler
     
    Düzenli, TÜBİTAK bünyesinde "Ulusal Biyoçeşitlilik Veri Tabanı" oluşturulduğunu, ancak, kaçakçılığın kesin olarak önlenemediğini anlattı.

    Bunun yanı sıra kaçakçılığı engellemek için 1983 ve 1988'de iki farklı Bakanlar Kurulu kararnamesi çıkarıldığını anımsatan Düzenli, buna göre, Türkiye'den bilimsel amaçlı bile olsa bitki ve hayvan materyali toplama ve yurt dışına çıkarmanın belli izinlere tabi tutulduğunu, kaçakçılara 20 bin YTL ceza verildiğini, yabancılara ise 5 kat daha fazla ceza uygulandığını bildirdi.

    Kaçakçılığın engellenebilmesi için resmi kurumların yanı sıra sivil toplum örgütlerinin de destek sağlaması gerektiğini ifade eden Düzenli, şöyle konuştu:

    "Resmi ve sivil toplum örgütlerini, basit gibi görünen fakat ülkemiz açısından büyük öneme sahip olan konuda bilgilendirmek gerekir. Endemizm ve çeşitlilik bakımından zengin olan doğal alanlar milli park ilan edilmeli. Sınır kapılarında daha dikkatli olunmalı ve buralarda uzman biyologlar görevlendirilmeli.
     
    Endemik bitkilerin mevcut olduğu bölgelerde yaşayan halk kaçakçılık konusunda uyarılmalı ve koruma yönünden bilinçlendirmeli. Doğrudan sökme yerine üretim çalışmalarına hız vermek gerekir. Üretimi yapılabilenlerin doğrudan sökümleri yasaklanabilir."

    http://www.cnnturk.com/YASAM/haber_detay.asp?PID=223&HID=1&haberID=485199

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu