YUKARI

Yazarlarımız

Yazar: Kerem Ateş | Eklenme Tarihi: 07 Ekim 2008

Çevreci(mi)yiz

  • Bu ay nasıl bir konu üzerine yazmalıyım diye arkadaşımla tartışırken kendimizi “çevrecilik” kavramını sorgularken bulduk. “Çevrecilik” kavramı son dönemlerde çok fazla dillere dolandı. Ancak burada “çevreci kime denir” sorusu yerine “çevreciler ne kadar çevreci?” konusunu birlikte irdeleyelim istedim.

    “Bu soru da nerden çıktı?” diye düşünebilirsiniz. Ancak iğneyi hep başkasına batıran biz çevreciler biraz da çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Örneklerle konuyu açmaya çalışacağım.

    Ülkemizde çeşitli hibe ve fon kaynakları kullanılarak çevre ve doğa koruma projeleri yapılıyor. Projelerin yazılmaya başlandığı andan itibaren süreci şöyle bir gözümüzde canlandıralım. Proje formları, ek evraklar, ara raporlar, final raporları, destekleyici belgeler v.s. v.s. liste böylece uzayıp gidiyor. Peki çevre koruma amacıyla yapılan projelerde bu kadar fazla kağıt, naylon dosya v.b. materyalin kullanılması ne kadar doğru? Çevreyi korumak için yaptığımız bu projelerde aslında bir yandan çevreye zarar vermiyor muyuz?

    Çevreci kampanyaları düşünelim. Suyu az kullanalım, doğal kaynakları tüketmeyelim v.b. diye toplumu bilinçlendirmeye çalışırken bastırdığımız onlarca broşür, poster v.b. ile bizler çevreye zarar vermiyor muyuz?

    Son günlerde çok sık dilimize dolanan ‘enerji verimliliği’ konusunda da durum maalesef ki aynı. Enerji verimliliği ile ilgili yapılan toplantılarda, toplantı salonlarında yanan ampullerin harcadığı elektrik enerjisini hiç düşündünüz mü? Toplumu tasarruf yapmaya çağırırken bizler enerjiyi sorumsuzca harcamış olmuyor muyuz?

    İklim değişikliği konusunda da benzer bir durumla karşı karşıyayız. Bizler karbon salımını azaltalım, toplu taşıma araçları kullanalım, gereksiz yere karbon salmayalım, iklim değişikliğine bireysel etkimizi en aza indirelim derken düzenlenen toplantılara katılmak için uçakla seyahat etmek ne kadar çevreci? Ya da kaç uzman bu nasihatleri vermek için katılacağı toplantılara giderken karbon emisyonu az diye treni ya da benzer taşıma araçlarını kullanıyor?

    ‘Araçsız gün’ etkinlikleri düzenleniyor. İnsanlara kısa mesafelerde ya da işe giderken bisiklet kullanmasını tavsiye eden çevrecilerden kaçı işe ya da etkinliklere bisiklet kullanarak gidiyor?

  • Toplantıları ele alalım. Çevre koruma amaçlı bilgilendirme toplantılarında lüks otel salonlarını kullanarak topluma ne kadar çevreci mesaj verebiliriz? Bu toplantılarda harcanan elektrik enerjisini, toplantı öncesi ya da sonrası verilen meşhur kokteyllerden arta kalarak çöpe giden yiyecek miktarını düşünürsek gerçekten çevreci bir mesaj verdiğimize inanıyor muyuz?

    Okullarda çevre eğitimlerinde öğrencilere kullanılmış kağıtların diğer yüzlerini de kullanmayı öğütlerken kaçımız ofislerimizde arşivlenecek bilgi ve belgeleri arkası kullanılmış kağıda basarak dosyalıyoruz?

    Bu liste daha da uzar gider. Yazıma başlarken de söylediğim gibi çuvaldızı birazda biz çevrecilere batırmak istedim. Toplumda çevre konusunda bilinç yaratmaya çalışırken gerçekten kendimizin de buna inanması, çevreciliği şekilcilikten çıkarıp içselleştirerek bir yaşam biçimi haline getirmemiz gerekiyor. Aksi halde örneklerde de değindiğim gibi trajikomik hale gelen bir koruma anlayışı ortaya çıkıyor. Çevreciliğin en önemli tarafı örnek olmaktır. Sanayicileri eleştirirken, toplumu uyarırken, korurken, kollarken adımlarımızı çevreci atamazsak tekrar düşünmek gerekiyor:

    Biz gerçekten ÇEVRECİ(mi)YİZ…?

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu