YUKARI

Duyurular

Eklenme Tarihi: 17 Haziran 2019

17 Haziran Dünya Kuraklıkla Mücadele Günü

  • Tüm dünyada 17 Haziran, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü olarak kabul ediliyor ve bu gün kapsamında farkındalık oluşturacak etkinlikler düzenleniyor. DHA tarafından 16 Haziran Pazar günü servis edilen haberden alınan bilgilere göre, Türkiye çölleşme ve kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya ve daha fazla gecikmeden bir dizi önlemin hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Uzun vadeli arazi planlaması bu önlemler dizisinin başını çekiyor.

    Tüm dünyada 17 Haziran, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü olarak kabul ediliyor ve bu gün kapsamında farkındalık oluşturacak etkinlikler düzenleniyor. DHA tarafından 16 Haziran Pazar günü servis edilen haberden alınan bilgilere göre, Türkiye çölleşme ve kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya ve daha fazla gecikmeden bir dizi önlemin hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Uzun vadeli arazi planlaması bu önlemler dizisinin başını çekiyor.

    Erozyonla gelen çölleşme
    DHA haberine göre, TEMA Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hikmet Öztürk Türkiye’deki arazilerin %47’sinin çölleşme riski taşıdığını ifade etti. Öztürk, bu riskin ana nedeninin erozyon olduğunun altını çiziyor. Erozyonu önlemede öncelikli çalışmaların mera ıslahı olduğunu belirten Öztürk, “Meraların yüzde 64'ünde yeterli ot örtüsü olmadığı için erozyon var. Buralarda mera ıslah çalışmasının yapılması lazım. Tarım alanlarında erozyon çok oluyor, yüzde 59'unda erozyon var. Bu alanlar özel mülkiyet olduğu için devletin erozyon kontrol çalışmalarını teşvik etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

    Suyu doğru kullanmak kritik önem taşıyor.
    Dr. Hikmet Öztürk tarımsal uygulamalarda kullanılan pestisitlerin de çölleşmeye neden olduğunu belirterek, pestisitlerin topraktaki canlıların yok olmasına neden olduğunu söyledi. Dr. Hikmet Öztürk, “Çölleşme riskinin en yüksek olduğu alanlar yağışın daha az düştüğü; İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'dir. Ege Bölgesi'ndeki tarımsal arazilerde de önemli bir çölleşme tehlikesi var. İç Anadolu Bölgesi'nde su açığı büyük, tarımsal üretim açısından potansiyeli yüksek. Bu bölgede yapılması gereken aşırı su isteyen bitkilerin üretilmesi yerine daha az su isteyen, dayanıklı ürünlerin yetiştirilmesidir. Ayrıca daha tasarruflu sulama yöntemlerini hayata geçirmek gerekiyor dedi.

    Habere göre, Dr. Hikmet Öztürk, Türkiye'nin iklim değişikliğinden en olumsuz etkilenecek ülkelerden biri olduğunu belirterek “Yağış miktarının 2050 yılına kadar yüzde 25 azalacağı öngörülüyor. Bu mevcut su stokumuzun yüzde 25 azalması anlamına geliyor. Biz su varlığı zengin olan bir ülke değiliz. Su stresi çeken ülkelerdeniz. Nüfus artışı ve yağışın azalmasıyla su kıtlığı çeken ülkelerden olacağız. O yüzden suyu çok tasarruflu kullanmamız gerekiyor" dedi.

    Tarım alanları tehlikede
    Haberin devamında, çölleşmeyle mücadelenin temelinde doğru ve uzun vadeli bir arazi planlaması olduğunu belirten İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun görüşleri yer aldı. Kadıoğlu, “Su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunması gerekiyor. Erozyona uygun arazilerde de teraslama, ağaçlandırma, rüzgar bariyerleri kurmak gibi ıslah çalışmalarını yapılması lazım" dedi.

    Küresel ısınmanın Türkiye’deki tarımsal arazilerde de önemli değişiklikler oluşturacağını belirten Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, hangi bölgelerin tarım alanı olmaktan çıkacağını ve hangi bölgelerin tarıma daha uygun olacağına yönelik ön görü ve planlamaların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

    2023’e dikkat!
    Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye'nin yıllık tatlı su potansiyelinin 112 milyar metreküp olduğunu belirtti ve, “Biz bu miktarın yarısından fazlasını kullanıyoruz. Buna rağmen her yıl kuraklığın olup olmadığından korkuyoruz. 2023 yılında 112 milyar metreküpün hepsini kullanıyor hale geleceğiz. Şu anda yarısından fazlasını kullanırken su stresi yaşıyoruz 2023'de hepsini kullanacağız. Yani her damla yağmur suyuna ihtiyacımız var" dedi. Hükümetin ulusal ölçekte yağmur suyu hasadı seferberliği başlatmasını öneren Prof. Dr. Kadıoğlu, “Suyu verimli kullanıp tasarruf etmekte çok önemli. Türkiye'de en önemli su kullanımı tarımda, suyun yüzde 70'ini tarımda kullanıyoruz. O yüzden tarımda kullanılan suda tasarruf yapmak zorundayız" şeklinde konuştu.

    DHA’nın haberine bu linkten ulaşabilirsiniz.