YUKARI

Sürdürülebilir Yaşam

Eklenme Tarihi: 16 Ekim 2018

Dünya Gıda Günü’nde gıda israfını önleyecek adımlar

  • Tarlada çürüyerek, tedarik zincirinde bozularak veya satın alındıktan sonra çöpe dökülerek israf edilen gıdalar, açlık çeken yaklaşık 815 milyon insanı doyurmaya rahatlıkla yetebilir. 16 Ekim Dünya Gıda Günü'nde gıda israfının önüne geçecek önerileri paylaşıyoruz. 

    Bugün, 16 Ekim Dünya Gıda Günü.
    Bugün, iki numaralı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi “Açlığa Son”un farklı platformlarda vurgulandığı, herkesin açlığa son verme seferberliğine davet edildiği gün.
    Ve yine bugün, tüm bu hedeflere rağmen, dünyada üretilen gıdanın üçte biri ziyan oluyor. Tarlada çürüyerek, tedarik zincirinde bozularak veya satın alındıktan sonra çöpe dökülerek israf edilen bu gıdalar, açlık çeken yaklaşık 815 milyon insanı doyurmaya rahatlıkla yetecek seviyede. Fakat yanlış kararlar ve uygulamalar nedeniyle 1 milyara yakın insan açlık çekmeye devam ediyor ve yılda 1,2 trilyon dolarlık gıda çöpe gidiyor. 

    Boston Consulting Group’un (BCG) yaptığı son araştırma gıda israfı konusunda endişe verici bir tablo ortaya koyuyor: Araştırmaya göre, 2030 yılında çöpe giden gıda atığı yıllık 2,1 milyar tona çıkabilir. Bu rakamın parasal değeri ise 1,5 trilyon dolar. Bu dramatik artışın arkasında, dünya nüfusundaki artış ve gelişmekte olan ülkelerdeki değişen tüketim trendleri yatıyor.
     
    Üstelik çöp sahalarına atılan gıdalar, küresel ısınmayı da olumsuz etkiliyor. Dünya Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) paylaştığı bilgilere göre, eğer gıda kaybı ve atığı bir ülke olsaydı, yıllık 4,4 gigatonluk sera gazı emisyonuyla Çin ve ABD’nin arkasından emisyon salımında üçüncü sırada yer alırdı. 

    Özetle gıda israfı sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlarıyla günümüzün en önemli sorunlarından biri olarak öne çıkıyor.
    Gıda israfı nasıl ortaya çıkıyor?
     
    Gıda israfı değer zincirinin her aşamasında karşılaşılabilecek bir sorun olsa da, en önemli kayıplar sürecin başında ve sonunda yani üretim ve tüketim aşamalarında yaşanıyor. Gelişmekte olan ülkelerde sorun üretim ve nakliyede, gelişmiş ülkelerde ise daha çok tüketim sırasında ortaya çıkıyor.
     

    Gıda israfı nasıl önlenir?

     
    Gıda israfıyla başa çıkmak için öncelikle gıdaya bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Bireyler ve kurumlar gıdaya farklı şekilde bakmayı öğrendikçe, davranış kalıpları değişiyor, gıda israfı azalıyor. 

    Farklı alanlardaki iyileştirmeler ve işbirlikleriyle bu kayıpların önüne geçmek mümkün. BCG’nin önerdiği öncelikli iyileştirme alanları ve bu alanlarda yapılacak iyileştirmelerle sağlanacak yıllık kazanç ise aşağıdaki şekilde:
    • Farkındalık çalışmaları 260 milyar dolarlık bir kazanç sağlayabilir. (Sebze-meyveleri mevsiminde tüketmek ve sadece ihtiyaç duyulan kadar gıda alışverişi yapmak hem nakliye hem de tüketim aşamasında gıda israfının önüne geçebilir.)
    • Tedarik zinciri altyapısındaki iyileştirmelerle 150 milyar dolarlık tasarruf yapılabilir. (Özellikle gelişmekte olan pazarlarda soğuk zincirin yaygınlaşması nakliye esnasındaki kayıpları engelleyebilir.)
    • Yine tedarik zincirinin daha verimli kullanılması, 120 milyar doların çöpe atılmamasını sağlayabilir. (Tedarik zincirindeki dijital uygulamaların artması hem doğru miktarda sipariş verilmesini hem de son kullanma tarihi gelen gıdaların farklı şekilde değerlendirilmesini sağlayabilir.)
    • Çevre politikalarındaki düzenlemeler 110 milyar doları kurtarabilir. (Kanuni düzenlemeler ve vergilendirmeyle gıdaların çöpe gitmeden önce yeniden değerlendirilmesi veya geri dönüştürülmesinin yolu açılabilir. Ayrıca son kullanım tarihlerinin daha esnekleştirilmesiyle, yeteri kadar iyi görünmeyen fakat insan sağlığına  bir zararı olmayan gıdaların tüketimi teşvik edilebilir.)
    • İşbirlikleri ise 60 milyar dolarlık bir fırsatın kapısını açabilir.

    Özetle hükümetleri, STK’ların, üreticilerin ve tüketicilerin birlikte hareket etmesi, yaklaşık 700 milyar dolarlık bir kaybın önüne geçilebileceğini müjdeliyor.

     

    Gıda israfını önlemenizi kolaylaştıracak öneriler

     
    Tüketiciler
    • Alışveriş listesi yapın ve ihtiyacınız kadar alın

    Dolabınızdaki malzemeleri gözden geçirerek bir alışveriş listesi yapın.
    Listenize sadık kalın ve ihtiyacınızdan fazlasını almayın.

    • Aldıklarınızı tüketin ve kalanları değerlendirin
    Hızlı bozulan ve son kullanma tarihi yaklaşan ürünleri öncelikli olarak tüketin.
    Kalan yemekleri atmayın, ertesi gün de tüketin veya başka bir yemek hazırlarken kullanın.
    • Yiyeceklerinizi taze tutun
    Buzdobınızın ısısını kontrol edin, sıcaklığın 1-5 derece arasında olmasını sağlayın.
    Satın aldığınız yiyeceklerden daha sonra tüketmek istediklerinizi dondurarak saklayın.
    • Küçük porsiyonları tercih edin
    Yemeğinizi küçük porsiyonlar halinde servis ederek tabağınızda kalmasına engel olun.
    • Restoranlarda kalan yemeklerinizi paketleyin
    Sipariş ettiğiniz yemeğin fazla gelmesi durumunda kalanların paketlenmesini talep edin.
     
    Üreticiler ve Satıcılar
    • Alışveriş sepetlerimizin gereksiz ürünlerle dolmasında perakendecilerin minik sürprizlerinin rolü var. Üretici veya marka tarafından düzenlenen “özel fiyat, bir alana bir bedava” vb. kampanyalar, almayı düşünmediğimiz ve muhtemelen çok da ihtiyaç duymadığımız ürünlere yönelmemizi yol açıyor.
    • Bu nedenle özellikle kolay bozulur gıda ürünlerinde “bir alana bir bedava” kampanyalarının düzenlenmesi, ihtiyaç fazlası olarak alınan ikinci ürünün çöpe gitme ihtimalini artırıyor.
    • Bunun önüne geçmek için İngiltere’deki marketler “bir alana bir bedava” kampanyalarına sınırlama getiriyor. 
    • Ambalajların üzerine eklenen pişirme ve saklama öneriler de israfın önlenmesi anlamında tüketiciye iyi bir çözüm sunabiliyor.
    • Gıda israfıyla ilgili en tartışmalı konu ise son tüketim tarihi etiketleri. Halen yenilebilir özellikteki gıdaların sırf etiketindeki tarih geçtiği için çöpe atılması tüm dünyada rastlanan bir sorun. 
    • Bugün dünyanın farklı yerlerinde son tüketim tarihi geçmiş fakat sağlığa zararı olmayan, lezzetinden bir şey kaybetmeyen ürünler satan marketlere rastlanıyor. Bazı marketler bu tip ürünleri kendi raflarında daha uygun fiyat etiketleriyle bile satabiliyorlar. 
    • Bu sorunla başa çıkmak için önerilen diğer yöntem ise, gıda etiketlerinin sadeleştirilmesi ve tüketici tarafından daha net anlaşılacak şekilde iki tarih verilmesi:
      1. Kolay bozulur gıdalar için “son tüketim tarihi”
      2. Dayanıklı gıdalar için “kaliteli tüketim tarihi” (örneğin, “bu ürünün xx tarihinden önce tüketilmesi önerilir)
    • Etiket formatları değiştikçe, tüketicilerin bu konuda bilgilendirilmesi ve eğitilmesi de kuşkusuz şart.
    • Son beş yılda evsel gıda atığını %21 oranında azaltan Birleşik Krallık’ta bu adımların pek çoğu denenmiş. En mühim ders ise “gıda hakkında düşünme şeklimiz değiştikçe, bu konudaki davranışlarımız ve alışkanlıklarımız da değişiyor” olmuş. Biz de herkesi gıdaya farklı bakmaya hem almadan hem de atmadan önce bir kere daha düşünmeye davet ediyoruz.