YUKARI

İklim Değişikliği

Eklenme Tarihi: 28 Şubat 2018

Türkiye karbon kilitlenmesinin önüne nasıl geçer?

  • "Türkiye'de Karbon Kilitlenmesi" raporuna göre, Türkiye, toplam enerji tüketiminde fosil yakıt bağımlılığı yüksek olsa da özellikle elektrik üretimi ve ulaşım alanında gelişmekte olan bir ülke olmanın avantajlarını kullanabilir.

    Sabancı Üniversitesi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), iklim değişikliği alanındaki çalışmalarına "karbon kilitlenmesi" kavramıyla devam ediyor. Merkezin İklim Çalışmaları Koordinatörü ve Kıdemli Uzmanı Ümit Şahin, "Türkiye'de Karbon Kilitlenmesi: Düşük Karbona Geçişte Almanya ve Polonya ile Karşılaştırmalı Bir Perspektif" başlıklı raporu, kamuoyu ile paylaştı.

    Araştırmada, Türkiye, Almanya ve Polonya'nın enerji politikaları ve küresel geçiş yönelimi karşısındaki tutumları, karbon kilitlenmesi (carbon lock-in) kavramı üzerinden birbirleriyle karşılaştırılıyor. Bu karşılaştırma üzerinden, Türkiye'nin fosil yakıtlara dayalı bir ekonomiden ve enerji sisteminden düşük karbona geçişi neden gerçekleştiremediği araştırılıyor.
     
    Karbon kilitlenmesi: Teknolojik veya siyasi etkenlerin getirdiği yüksek karbon salımı
    Araştırma kapsamında; karbon kilitlenmesi, teknolojik, ekonomik, siyasi veya toplumsal etkenler nedeniyle, karbon salımlarını artıran ya da azaltılmasını engelleyen bir yapı kilitlenme olarak ele alınıyor.
     
    Raporun tanıtımı için düzenlenen toplantıda konuşan İPM İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, "Büyük bir sanayi ülkesi olmasına rağmen düşük karbonlu enerji sistemine geçişin öncülerinden biri haline gelen Almanya'nın durumuyla, enerji sistemi büyük ölçüde kömüre bağımlı olan ve bu bağımlılığını kararlı biçimde sürdüren Polonya'nın durumu hem birbirleriyle hem de Türkiye'yle karşılaştırıldığında, geçiş dinamiklerini anlamak için fikir vermektedir. Bu üç ülke fosil yakıtlara bağımlı bir ekonomik sisteme sahip olan, bu bağımlılığı süren ya da azalmakta olan ülkelerdir" değerlendirmesini yaptı.
     
    Türkiye'nin hızla derinleşen karbon kilitlenmesinden kurtulmak için hâlâ önemli fırsatlara sahip olduğuna dikkat çeken Ümit Şahin, "Toplam enerji tüketiminde fosil yakıt bağımlılığı yüksek olsa da özellikle elektrik üretimi ve ulaşım alanında gelişmekte olan bir ülke olmanın avantajlarını kullanabilir. Büyüyen elektrik üretimi alanında yenilenebilir enerji yönünde hızlı bir dönüşümü başarması büyük sanayileşmiş ülkelere göre çok daha kolaydır" dedi.
     
    "Karbon kilitlenmesinden nasıl kurtulabiliriz?" önerilerinin de paylaşıldığı rapor kapsamında, Ümit Şahin'in Almanya, Türkiye ve Polonya karşılaştırmasında vurguladığı noktalar iseşöyle:
     
    - Almanya'nın dünya ekonomisindeki büyük payı, enerji sistemi ve sera gazı salımları ülkenin enerji dönüşümünün (Energiewende) uluslararası iklim ve enerji politikaları açısından büyük önem taşımasına neden oluyor. Ayrıca, Almanya'nın enerji yapısında yaşanan değişim düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş ve karbon kilitlenmesinden kaçışın uygulanabilir bir örneğini oluşturuyor. Öte yandan, Almanya birçok zorlukla karşı karşıya. Kömürün elektrik üretimindeki payının yüksek olmaya devam etmesi ve ısınma ve ulaşım gibi diğer alanlarda karşılaşılan zorluklar, Almanya'nın hedeflerini tutturmasını zorlaştırıyor.

    - Energiewende'nin temel amacı, Almanya'nın enerji politikalarını fosil yakıt ve nükleer temelli bir sistemden yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine dayalı düşük karbonlu bir sisteme doğru dönüştürmektir. Energiewende dört temel üzerine oturmaktadır: 2022'ye kadar nükleer santralleri kapatmak, iklim değişliğiyle mücadele etmek, enerji güvenliğini artırmak ve rekabet ve büyümeyi hedefleyerek sanayi politikalarını iyileştirmek.

    - Polonya'nın enerji sistemi ve elektrik üretimi büyük ölçüde kömüre, özellikle de yerli kömüre bağımlı. Son on yıldaki yüzde 2,7'lik düşüşe rağmen, Polonya, Avrupa Birliği'ndeki en büyük kömür (taş kömür ve linyit) üreticisi ve 2016 yılında 52,3 milyon ton kömür üretti. Avrupa'da çıkarılan taş kömürünün yüzde 72'sini üreten Polonya, dünyada Avustralya'nın ardından, elektrik üretiminde en çok fosil yakıt kullanan ülkelerden biri.

    - Ayrıca Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üye ülkeleri arasındaki sıralamada elektrik üretiminde en az yenilenebilir enerji kullanan 6'ncı ülkedir. Kömür, Polonya'da enerji üretiminin yüzde 79'unu ve toplam birincil enerji arzının yüzde 51'ini teşkil ediyor. Polonya'da yenilenebilir enerji politikalarının gelişiminin büyük oranda kısa dönemli AB politikaları ile sınırlı olduğu görülüyor. Polonya'da enerji sektörünün fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye yönelik bir dönüşüm geçirmesine dair, 2030 ve 2050'ye yönelik orta ve uzun vadeli planlar da dahil olmak üzere, herhangi bir planı bulunmuyor.

    - Türkiye'nin enerji sistemi fosil yakıtlara, özellikle de doğal gaz ve kömüre dayalı. Elektrik üretiminin yüzde 34'ü doğal gazdan, yüzde 31'i kömürden, yüzde 24'ü hidrolik enerjiden, yüzde 6'sı rüzgârdan, yüzde 2'si jeotermal enerjiden ve yüzde 3'ü diğer kaynaklardan elde ediliyor. Türkiye'nin resmi enerji stratejisinin temelini enerji kaynağı ithalatını azaltmak oluşturuyor. Amaç, elektrik üretiminde kullanılan ithal doğal gaz ve kömürü azaltmak, yerli kömürle birlikte başta su olmak üzere rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir kaynakların payını attırmak olarak açıklanıyor.

    - Türkiye elektrik üretiminde yerli kömür kullanımını artırmayı hedeflerken, yeni yenilenebilir enerji tesislerini de artırmayı ve 2023'e kadar yenilenebilir kaynakların (hidro dahil) payını üçte birde tutmayı öngörüyor. Halen elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payı yüzde 32 civarında olduğu için yenilenebilir enerjide kapasite artışı hedeflenmekle birlikte yenilenebilir kaynakların üretimdeki payında artış öngörülmediği görülüyor.

    - Türkiye giderek daha fazla karbon kilitlenmesi içine giriyor. Polonya, öteden beri karbon kilitlenmesi içinde olan ve bu durumu derinleştiren bir ülke görünümü veriyor. Almanya ise karbon kilitlenmesinden çıkma yoluna girmiş, ancak son yıllarda bu süreç aksamış ve yavaşlamış durumda. Hatta bazı yorumcular Almanya'nın da tekrar kilitlenmeye doğru gittiği görüşünde. Yine de bu üç ülke arasında karbon kilitlenmesinden çıkma şansı en yüksek ülke Almanya olup, Polonya'nın oldukça dirençli olduğu görülüyor.