YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 19 Haziran 2020

2050’de plastik miktarı deniz canlılarını geçecek

  • Milyonlarca canlıya ev sahipliği yapan okyanuslar bugüne dek görülmemiş bir tehlike altında. Önlem alınmadığı takdirde 2050'de, yerkürenin sularındaki plastik atık miktarı deniz canlılarını geçebilir.

    Dünya’nın ‘Mavi Gezegen’ olarak adlandırılmasına ilham olan okyanuslar, doğal ekosistem ve sürdürülebilirlik için kritik önem taşıyor. Balinalardan mercanlara; milyonlarca hayvana ev sahipliği yapan okyanuslardaki biyolojik çeşitlilik, dünya yüzündeki 3 milyar insanın da geçimini sağlıyor. Fakat birçok etken yüzünden okyanuslar, giderek daha büyük bir tükeniş yaşıyor. Bu etkenler arasında iklim değişikliği, kontrolsüz avlanma, plastik ve petrol kirliliği ilk sıralarda yer alıyor.

     

    Üç milyar insan denizden geçiniyor

    Birleşmiş Milletler (BM) 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Küresel Hedefleri’nden biri, okyanusların, denizlerin, deniz kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı ile sürdürülebilir kalkınmayı amaçlayan, ‘suda yaşam’ maddesi olarak kayda geçti. BM Kalkınma Programı (UNDP), sahip oldukları sıcaklık, kimya, akıntılar ve yaşam nedeniyle okyanusların, dünyayı, insanlar için yaşanabilir kılan küresel sistemlere hayat verdiğine dikkat çekiyor. Ayrıca insanoğlunun bu yaşamsal kaynağı yönetme biçiminin, hem insanlık hem de iklim değişikliği etkilerini dengelemek için vazgeçilmez olduğunun altını çiziliyor. UNDP'ye göre; üç milyarı aşkın insan, geçimini sağlamak için deniz ve kıyılardaki biyolojik çeşitliliğe bağımlı. Ancak dünyadaki balık stoğunun yüzde 30'u, aşırı kullanıldığı için sürdürülebilir ürün vereceği düzeyin altında.

     

    Son 50 yılda deniz türleri yüzde 36 azaldı

    Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetler Arası Bilim-Politika Platformunun (IPBES) geçen yılki raporuna göre; amfibi türlerin yüzde 40'ından fazlası, resif oluşturan mercanların yaklaşık yüzde 33'ü ve tüm deniz memelilerinin üçte birinden fazlası da tehdit altında. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) ve Londra Zooloji Derneği’nin birlikte hazırladığı ‘Yaşayan Gezegen Raporu’nun 2018 yılındaki tespitlerine göre ise son 50 yılda, deniz türlerinin popülasyonunda yüzde 36 azalma olurken, en fazla kayıp yüzde 81 ile sulak alanlarda kaydedildi.

     

    8 milyon ton plastik suya karışıyor

    İnsanların ürettiği karbondioksidin yaklaşık yüzde 30'unu emen okyanuslarda, sanayi devriminin başlangıcından bu yana, okyanus asitlenmesinde yüzde 26 artış kaydedildi. Büyük kısmı karada yerleşik kaynaklardan gelen deniz kirliliğinin ise kaygı verici düzeylere ulaştığını vurgulayan UNDP'ye göre; okyanusların her kilometrekaresinde ortalama 13 bin parça plastik atık bulunuyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun verilerine göre de her yıl ortalama 8 milyon ton plastik okyanus sularına karışıyor. Bu durumun devam etmesi halinde, 2025'e kadar her 3 ton balığa karşılık 1 ton plastik olacağı, 2050 yılında ise deniz ve okyanuslardaki plastik miktarının, deniz canlılarını geçeceği öngörülüyor.

     

    Kirlilik en uç noktada

    Yunuslar, balinalar ve su kuşları; doğada yok olması onlarca yıl alan plastik parçalarını yiyecek sanıp tüketiyor. Plastik kirliliği, çöpleri gıda zanneden deniz canlılarının boğulmasına ya da plastik parçalara takılarak ölümü beklemesine yol açıyor. Deniz ve okyanuslardaki kirlilik, kıyı ya da deniz trafiğinin yoğun olduğu noktaların ötesinde, insan erişiminin olmadığı yerlere de ulaştı. Örneğin geçen yıl Mayıs ayında, dünyanın en derin noktası kabul edilen Pasifik Okyanusu'nun batısındaki Mariana Çukuru'na dalan Amerikalı deniz altı kâşifi, okyanusların en uzak ve ıssız noktasında dahi, deniz tabanında plastik atık ve şeker ambalajları buldu. Plastik atıkların, derinliği 10 bin 911 kilometre ile 11 bin 30 kilometre arasında ölçülen Mariana Çukuru'na akıntılarla ulaştığı tahmin ediliyor.