9 Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı

Sunay Akın'la Oyuncak Müzesinde

Sunay Akın'la Oyuncak Müzesinde
9
Bundan birkaç ay önce, TSKB’nin 60. Yılı anısına çıkardığı “Rüzgarın Kanatları” isimli kitap projesi üzerinde çalışırken Sunay Akın’ın yaptığı bir TV programında Kadıköy’ün yeldeğirmenlerini anlattığı bölüme rastgelince çok heyecanlanmıştım. O an bu kitabı ona elimle hediye edebileceğimi bilmiyordum, o da keşke birşey getirmeseydiniz derken poşetin içinden” rüzgar” çıkacağını bilmiyordu da böylece ödeşiyorduk. Ve söyleşimiz biz daha kayıt cihazımızı açamadan rüzgar gibi başlıyordu...

Ne zaman karar verir rüzgar
Fırıldakla oynamayı bırakıp
Genç kızların eteklerinde uçuşmaya

Fırıldak rüzgarın çocukluğunda bir anı galiba, di mi? Bu rüzgarı ben çok düşündüm. Taksim’de AKM’nin yanında karşılıklı bayrak direkleri vardır, bir koridor halindedir. Orada pek çok ülkenin bayrağı asılıdır. Taksim - Bostancı dolmuşuna doğru giderken o direklerin arasında yürüdüm. Baktım, bayrakların hiçbiri birine benzemiyor. Bir an gözlerimi kapadım, büyük bir bestenin, bir şarkının içindeydim.O da neydi biliyor musunuz? Bayraklar birbirine benzemiyor ama rüzgarın direklere çarptırdığı iplerin çıkardığı ses aynıydı. Aynı barış şarkısı. İşte rüzgar bu. Rüzgar hudut tanımaz, sınır tanımaz. Her yeri gezer.

Biz rüzgarı kirlettik; suyu toprağı kirlettiğimiz gibi. İstanbul’da bu yaz çok sıcak geçti diyoruz ya; neden biliyor musunuz? Çünkü rüzgarı kirlettik. O kadar yanlış yerleşim, kent planlamasından dolayı, rüzgarı bu kente sokmadık. Giremiyor rüzgar. Hava alamıyoruz. Rutubet, nem oranı arttı. Yer asfalt, binalar taş beton. Bütün gün ısınıyor. Bunu soğutacak olan havalandırma sistemi rüzgar. Onu da kapı dışarı bıraktık.

Önce biraz sizden bahsedelim. Çeşitli yerlerde sizinle ilgili birçok tanım okuyoruz: Şair, yazar öğretim görevlisi, televizyon programcısı, İstanbul Oyuncak Müzesi kurucusu… Sizin kendinizle ilgili bir tanımınız var mı?
Var tabii, olmaz olur mu. Ben herkes gibi 7 yaşımda ilkokula başladığımda okuma ve yazma öğrendim. Bize “büyüyünce ne olacaksın?” diye sorarlardı. Çeşitli yanıtlar verirdik. Doktor derdik, öğretmen, avukat, pilot… Ben 7 yaşımda kendime bir meslek seçtim. 7 yaşımda okuma ve yazma öğrendim. O günden beri okur-yazarım. Mesleği: okuryazar. Başka hiç bir şey yok. Okudum ve yazdım, hayatta başka hiç bir şey yapmadım.

Kaynak: Röportajlar