2 Açlığa Son

En Çevreci Jön - Ediz Hun

En Çevreci Jön - Ediz Hun
2
Güzel bir fayton yolculuğuyla başlıyor sohbetimiz. Çektiği 150’ye yakın filminde kimbilir kaç tane fayton sahnesi vardı. Şimdiyse üzerinde kot pantolonu ve spor gömleğiyle karşımda oturmuş bu adamı, iyi kesimli bir takım elbise ve başında fesle hayal ediyorum. Tıpkı eski bir filmindeki gibi. O günlerden bugüne çok şey değişmemiş.

Yolda bir ayağının hep adada olduğundan bahsediyor. “İstanbul’da işim yoksa buradayım.” Çünkü 47 yıl içinde adanın sadece sakinleri için değil kedileri için de önemli bir sima olmuş. “Kırk tane kediden sorumluyum. Yaz bitip de okullar açılınca ada o kadar tenhalaşıyor ki birilerinin kedileri düşünmesi gerek” diyor. “Yoksa açlıktan ölürler.”

Konuşacak söz bulmakta zorlanmayan biri. Sormama bile gerek kalmadan anlatıyor. Çünkü konuştuğu şeyler onun hayatı olmuş. Öğretim üyesi olarak üniversite kürsülerinde geçen onca yıl, yüzlerce özel konferans.

Yol boyu kaç kişiye hatır sordu, selam verdi sayamıyorum ama çok sevildiği belli. Faytoncuya da laf atıyor arada bir. “Soldan gir canım, oradan geçersek yokuşu hafifletiriz. Atlar yorulmasın akşam akşam.”

Adada denize nazır evi saklı bir cennet sanki. Ada ikliminde yetişmesi zor pek çok bitki ve ağaç türüne hayat vermiş. “Bu Kokoz Palmiyesi” diyor, “Şu gördüğün de Nolina. Köşedeki karabiber ağacı da sadece güneybatıda yetişir, ama buraya da uydu. Blue Palm ise tipik bir California ağacıdır.”

Bahçede küçük bir sera bile var. Şaşkınlığımı gizleyemiyorum, ama o “daha dur” diyor, “kaktüsleri görünce ne yapacaksın bakalım.”

Kaynak: Röportajlar