13 İklim Eylemi

COP31

1,5°C ve Ötesi

1,5°C ve Ötesi
13

 

2015'te Paris'te gerçekleşen 21. Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı (COP21), en fazla katılımcılı iklim anlaşmasının imzalanması ile adını tarihe yazdırmıştı. Paris Anlaşması küresel sıcaklık artışını Sanayi Devrimi öncesi döneme kıyasla 2 santigrat derecenin (°C) oldukça altında tutmayı ve 1,5°C ile sınırlama hedefini ortaya koyuyor, anlaşmanın imzacısı tüm ülkeleri emisyon azaltım planlarını oluşturmaya ve küresel ısınma ile mücadele konusunda daha fazla sorumluluk almaya davet ediyordu (Birleşmiş Milletler, 2015). O yıl yayımlanan bir değerlendirme ülkelerin mevcut taahhütlerini uygulaması durumunda küresel ısınmanın yüzyılın sonuna kadar 3-3,5°C seviyesine ulaşabileceğini gösteriyor, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşılabilmesi için çok daha azimli adımların gerekliliğine işaret ediyordu (Birleşmiş Milletler Çevre Programı, 2015). Günümüzde ise küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak gitgide daha uzak bir ihtimal halini alıyor. Dolayısıyla COP31’e sayılı günler kala şu soruyu sormak anlamlı görünüyor: şimdi ne olacak?

Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) 2026 Emisyon Açığı raporu, mevcut gidişat ile küresel ısınmanın bu yüzyılın sonuna kadar 2,8°C seviyesine ulaşabileceğini ortaya koyuyor (Birleşmiş Milletler Çevre Programı, 2026a). 2025'te güncellenen ikinci Ulusal Katkı Beyanları'nın (Nationally Determined Contributions – NDCs) eksiksiz uygulanması halinde ise bu seviyenin 2,6°C seviyesine gerileyeceği öngörülüyor. En düşük 1,5°C aşım senaryosuna ulaşabilmek ise, mevcut taahhütlerin ötesinde, çok daha azimli bir emisyon azaltımı gerektiriyor. UNEP'in değerlendirmesine göre toplam emisyonların 2025'e kıyasla 2030'da %18, 2035'te %46 ve 2040'ta %69 azaltılması gerekiyor.

Küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedefini aşma patikasında ilerlememiz yeniden bu ısınma seviyesine dönemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak ve hedef aşımını minimumda tutmak birincil önceliğimiz olmalı. Unutulmamalı ki her bir derece ısınma beraberinde su kaynaklarına, gıda güvencesine, biyoçeşitliliğe ve ekonomiye dair yeni riskler getiriyor (Birleşmiş Milletler Çevre Programı, 2026b). Ekosistemlerimiz üzerindeki bu gibi bazı risklerin, ısınmanın yeniden aşağı çekilmesi durumunda dahi uzun süreli etkileri olabilir. Bu doğrultuda UNEP, azaltım ve uyum çalışmalarının artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceğinin, eşgüdümlü olarak ilerlemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlı tutma hedefinin başarılamayacağı, bilim insanları tarafından zaman zaman dile getirilen bir uyarıdan öte yaygın olarak kabul edilen bir kanı haline geldi. Bu senenin COP toplantılarında da 1,5°C’nin aşılması ve bu durumun etkilerine ilişki tartışmaların ön planda yer almasını bekliyoruz. Ne var ki, bulunduğumuz ısınma patikasında 1,5°C’nin aşılması yalnızca bir tartışma konusu olmanın ötesine geçmeli; "uygulama COP'u" olarak da anılan COP31, azaltımın yanı sıra uyum konusunda da önemli kararların alındığı bir platform olmalı. Paris'te ortaya koyulan küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedefine dönüş, Antalya'da alınacak kararların istikrarlı uygulama adımlarına dönüşmesi ile sağlanabilir.

Başak Toprakcı | TSKB Ekonomik Araştırmalar


Kaynak: https://www.tskb.com.tr/blog/kuresel-ekonomi/1-5c-ve-otesi